Biri gelir geçer, diğeri kalıcıdır. Birincisi hayat boyu, ikincisi daha sonrası içindir; birisi gıpta uyandırır, diğeri unutulmamayı sağlar. Para arzu edilir, bazen de hazır bulunur; ün ise hak edilir. Ünlü olma tutkusu insanın en iyi yönünden kaynaklanır. Çağlar boyu devlerin kardeşi olmuştur, her zaman uçlara meyleder; ya insanı dehşete düşüren ucubeler ya da göz kamaştıran dâhiler yaratır.
Kapasitemizin iki kutbudur; biri eksikse mutluluğumuz yarım kalır. İdrak yetmez, karakter de gerekir. Öte yandan kendine uygun bir mevki, iş, muhit ve arkadaş çevresi edinememek ancak aptalın talihsizliğidir.
"hüseynî bir makam büyüyor içimde
hem çocuğum bu ayrılıkta ben hem anne
birini ötekine yitirdiğim ikiziyim kendimin
ve geçmiş serin bir ülkedir içimde.
aktım eridiğim yerden ve zamandan
bilmiyorum nerde soğudum,
dondum nerde."
Biz insanlar çelişki dolu tuhaf yaratıklarız. Baksana halimize, kendi inşa ettiğimiz hapishanelerde yaşıyoruz. – adına ev, aile, akraba, töreler diyerek.. Sonra bu duvarların arasında boğulup çıldırıyor, ama yıkılmasın diye de uğruna hayatımızı siper ediyoruz…