Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ve masaya bırakırsınız. Bazıları ise bittiğinde sizin için yeni bir sayfa açar; dünyaya, insanlara ve en önemlisi kendinize bakışınızı değiştirir.
Bu roman, sadece bir "aşk hikayesi" değil; insanın iç dünyasındaki derin yalnızlığın, toplum tarafından yanlış anlaşılmanın ve bir ruhun başka bir ruhu bulduğunda yaşadığı değişimin dönüşümün açıklamasıdır .
"Hayat bazen bize en büyük dersini, telafisi imkansız bir gecikmişlikle verir. Raif Efendi için Berlin’deki o kürk mantolu kadın, on yıl boyunca bir 'hayal kırıklığı' düşüncesiyle anılmıştır. Ancak gerçeği anladığında sadece Maria’yı değil yaşama sevincini de kaybetmiştir.Tabi yanında boşa giden bir nefret,pişmanlık ve geç kalınmışlık duygusunu da beraberinde getirir.
Bu roman, haksız yere edilen bir sitemin, bir ömre nasıl mal olabileceğinin en sessiz çığlığıdır."
Kısacası "Bu kitap; birbirini gerçekten anlayan iki insanın, hayatın ve yanlış anlamaların kurbanı oluşunu anlatır. Raif Efendi’nin en büyük trajedisi, Maria’yı kaybettiği an değil; ona haksız yere küstüğünü anladığı andır. O an, sadece aşkını değil, insanlığa olan tüm inancını da kaybeder."