hena

hena
@ebrarkhena
26 Eylül
6 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
birbirleriyle aynı çağda yaşamış hevesli gözlemcilerin arasında doğrudan bir çelişki vardı. kadınlar eğitim görmek için yeterliler miydi yoksa yetersiz mi? napolyon yetersiz olduklarını düşünmüştü. dr. johnson ise tersini düşünmüştü. ruhları var mıydı, yok muydu? bazı ilkeller, olmadığını söylerler. başkalarıysa aksine kadınları yarı ilahi görür ve bu nedenle onlara taparlar. bazı ermişler kadınların beyinlerinin daha sığ, ötekiler ise bilinçlerinin daha derin olduğunu savunurlar. goethe onları onurlandırırdı; mussolini ise hor görüyor. nereye bakılırsa bakılsın, erkekler kadınlar hakkında kafa yorarlar ve çeşitli biçimlerde düşünürlerdi. bunları anlamanın artık mümkün olmadığına karar vermiştim.
1000Kitap
Reklam
medeni toplumlardaki kullanımları ne olursa olsun, aynalar tüm şiddetli ve kahramanca eylemler için elzemdir. napolyon ve mussolini bu yüzden kadınların aşağılığı konusunda üstünde bu kadar önemle durmuşlardır çünkü kadınlar aşağı olmasalardı, kendi boyutları büyümeyi sürdüremezdi. bu, kadınların erkekler için bunca sıklıkla gerekli olmalarını kısmen açıklamaya yarıyor. ve onların kadının eleştirisi karşısındaki huzursuzluklarını kadının onlara bu kitabın kötü, şu resmin zayıf olduğunu söylemesinin ya da herhangi bir eleştiride bulunmasının, aynısını yapan bir erkeği yaratacağı acının ve öfkenin çok ötesini yaratmasının imkansızlığını açıklamaya yarıyor. çünkü kadın gerçeği söylemeye başladığında, aynadaki görüntü küçülür, erkeğin hayata uyum başarısı azalır. erkek kendisini sabah kahvaltısında ve akşam yemeğinde, olduğundan en az iki kat daha büyük görmezse nasıl karar vermeye, yerlileri medenileştirmeye, kanunlar yapmaya, kitaplar yazmaya, giyinmeye ve ziyafetlerde nutuk çekmeye devam edebilir? işte ekmeğimi ufalayıp kahvemi karıştırırken ve arada sırada sokaktaki insanlara bakarken bunları düşündüm. aynadaki görüntü son derece önemlidir çünkü canlılığı arttırır, sinir sistemini uyarır. bu elinden alınırsa erkek ölebilir, tıpkı kokainden mahrum kalan bir uyuşturucu bağımlısı gibi.
1000 Kitap
gururda bile teselli bulamıyorum. kendimin yaratıcısı değilsem gurur duymam için ne sebep var? içimde övünecek bir şey olsaydı bile, kim bilir övünemeyeceğim kaç şey olacaktı? karamsarlar, mutlu hayalperestlerdir. onları kendi görüntülerinden yaratırlar ve evde olduklarını hissetmeyi daima becerirler. beni en çok üzen şey, dünyanın koşuşturması ve neşesi ile kendi üzüntüm, kendi bunalmış sessizliğim arasındaki farktır.
1000Kitap
hayatla aramda incecik bir cam duruyor. hayata dokunamıyorum ama açıkça görüyor ve anlıyorum. üzüntüden kurtulmamıza gerek var mı? fakat muhakeme çaba gerektirdiğinde neden? üzgün biri, herhangi bir çaba için gerekli enerjiden yoksundur. vazgeçmeyi arzuladığım hayatın sıradan hareketlerinden bile vazgeçmedim. vazgeçmek çaba ister ve bu çabayı sağlayacak kadar ruha sahip değilim.
Kitap Alıntısı
“...dünya'da yaşarken bir yere varmak için epey bir za­man harcamak zorundasınız, yollar, raylar, kariyerler, ilişkiler, her şeyde böyle bu. çoğunlukla insanlar bir şeyde ne ka­dar ilerlemişlerse o şeyde ölüm ihtimali o kadar yüksekti.”
Kitap Alıntısı