cevap vermedim. aciz bir kafa karışıklığıyla öylece durmuş ona bakıyordum. eğer hiçbir yere varmayacaksa, neden en başından beni rahat bırakmamıştı? şimdi nesi vardı? gitmek üzere oluşum canımı sıkmıyordu sanırım. onu tamamıyla kaybetmiştim. gitmeden önce ona söyleyebileceğim bir şey düşündüm; ehemmiyetli, etkili, ona dokunacak, hatta onda saygı uyandıracak bir söz olmalıydı. ve verdiğim kararın tam aksine, kalbim kırıldığı için, soğuk ve gururlu olmaktansa, yaralı ve tedirgin halde önemsiz şeylerden bahsetmeye başladım. aradığım sözü bulamayınca, amaçsızca geveledim. neden bana açıkça ve keskince kendi yoluma gitmemi söylememişti?