Amerika halkı alt tarafı Avrupa'nın istenmeyenlerinden, orada başarı sağlayamayanlardan oluşmuş bir halk. Bunu düşününce onları masum saymamız gerekir. Bir sırtlan kadar, bir çakal kadar masum. Evet, tehlikeli, evet hilekâr... ama günahkâr değil. Sen onlardan adı anılmayacak bir ırk olarak söz ediyorsun. Onlar ırk değil. Bir kültür bile değil. Avrupa ziyafetinden kalan artıkların yeniden ısıtılıp sofraya konmuş hali onlar.
Onlar ırk değil. Bir kültür bile değil.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Psikoloji okumayı seven okurlar için güzel bir öneri, Sana Gül Bahçesi Vadetmedim...
İsmi sizi aldatmasın, kitap bir aşk romanı asla değil. Kitabı okuduktan sonra, özellikle isminin geçtiği o alıntıyı okuduktan sonra kitabın ismi gerçekten göründüğünden çok daha anlamlı hale geliyor.
Greenberg tarafından kaleme alınmış eser, şizofren bir genç kızın akıl hastanesine yatırılışı, tedavi süreci ve topluma yeniden karışma macerasını anlatıyor.
Konu itibariyle özellikle Wulf Dorn gibi yazarların benzer kitaplarını okuyanlar ve beğenenler için güzel bir kitap olacaktır.
Kitapta gerçekten çok etkilendiğim iki nokta vardı; birincisi elbette ki tedavi boyunca küçük kızı, yarattığı o dili bile farklı olan dünyadan çıkarmaya çalışan doktor ile olan terapi diyalogları... Doktorun sorduğu her soruda siz de düşünüyorsunuz ve şunu fark ediyorsunuz; çocukluğumuzun şimdiki halimizi şekillendirmede ne çok rolü var...
İkinci çok etkilendiğim nokta ise genç kızın ailesinin kızı hastaneye yatırırken ve sonrasında neler yaşadıklarını çok çarpıcı cümlelerle anlatılmış olması. Babasının kahroluşunu, annesinin güçlü durup aslında içten içe ne çok savaş verdiğini öyle güzel anlatmış ki yazar...
Yazarın kullandığı üslup inanılmaz doğal ve kurgusu bir romana göre çok gerçekçi. Bunun temel sebebi ise kitabın otobiyografik bir kitap oluşu. Yazar da küçük yaşta akıl hastanesinde tedavi görmüş, tüm bunları deneyimlemiş.
Kitap normallik kavramını sorgulatan konusu itibariyle de psikoloji sevenleri etkileyecek bir roman. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim
-“Adalet uygulanmıyorsa, namussuzluk örtbas ediliyorsa ve inançlarını koruyan insanlar acı çekiyorsa, sizin gerçekliğiniz ne işe yarıyor peki?”
-“Bak, dinle beni” dedi Furi. “Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim... ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır... Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur!"