Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.
"İşte bu yüzden,hata yaptığı anda servetini, hatta canını kaybedebilecek olmayan insanların fikrine güvenilmez. Çünkü mali,cani,sevdikleri tehlikede olmayan biri doğru düşünemez.Bilgi tehlike ile ölçülür dediğimde kastettiklerim bunlardi."(135) Kitapta geçen bu satırlarla başlamak istiyorum ve kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Bilgi cesaretin anlamlanma çabasıdır.
Puslu Kıtalar Atlası'nı okumak benim için yeni bir deneyimleme oldu diyebilirim.Genellikle okuduğum kitaplar için yapılan çalışmalara bakarım, çünkü çoğu zaman kelime dağarcığımın yetersizliği nedeniyle ve bilgilerimin her alanda sınırsız olmadığını bilmemin vermiş olduğu hissiyat ile bu yetersizliği bu şekilde tamamlamak istiyorum. Kitabı okuduktan sonra biraz üzerine yapılan çalışmalara bakıyor ve bunları sizlerle de paylaşmak istiyorum. Umarım doğru bir inceleme olur.
SPOİLER
Puslu Kıtalar Atlasında yazar tarihin derinliklerinden aldığı tiplemeleri günümüzün post-modern romancılığı ile büyülü gerçekçilik akımının izlerini taşıyan karakterlerle kurmaca bir üst metin olusturur.Roman İstanbulun 17.yy.ın arka sokaklarında yaşanan yada yaşanabilecek olayların ve kişilerin hikayeleşen yansımasıdır,denilebilir. Zıtlıklarla kurgulanan roman iyi-kötü arasında ki çekişmeyi anlatırken, sonunda iyilerin kazanması ile bir nevi mitolojik anlatılarda ki 'iyiler her zaman kazanır' öğretisine atıf yapılır. Örneğin Uzun İhsan Efendi, 'Dünya'nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi.' Ve ekler 'Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk bu dünyanın şahidi olmaktı.'der. Burada ki şahit olmayı insanın zıtlıklar arasında ki konumlanması gereken yer için verdiği mücadelenin tasvirini yaparken, iyi kötü çatışmasının doğurduğu sürece ve sonucun, insan üzerinde ki durumunu ve şahit oluşunun her şeyi