eskiden beri senin işin sayesinde hiçbir yokluk çekmeden, huzur, sıcaklık ve bolluk içinde yaşadığımı başıma kakardın (ya benle yalnızken ya da başkalarının önünde; bu sonuncu durumun onur kırıcılığı hakkında hiçbir duygun yoktu, çocuklarının işleri senin açından daima kamusal meseleler oldu.) beynimde kelimenin tam anlamıyla yarıklar açmış olması gereken sözleri düşünüyorum… bu hikayeler farklı koşullar altında mükemmel bir eğitim aracı olabilirdi, babanın başından geçmiş eziyet ve yokluklara göğüs germek için cesaret ve güç verebilirdi. ama senin istediğin bu değildi zaten, senin çaban sonucunda durum değişmişti, insanın kendini senin yaptığın gibi gösterebileceği bir fırsat yoktu. böyle bir fırsat zorla ve yıkarak yaratılmalıydı. ama sen tüm bunları istemiyordun zaten, bunu nankörlük, abartı, itaatsizlik, ihanet, çılgınlık olarak nitelerdin. yani bir yandan örneklerle, hikayelerle ve utandırarak özendirdiğin şeyi, diğer yandan şiddetle yasaklıyordun.