Önce insan teki olarak kendi yaptığımıza öncelik vermek, sonra yaptığımızın mahiyeti ve keyfiyeti üzerinde açıklığa varmak ve nihayet yaptığımızın peşini koyuvermemek yani onu sahiden yapmak. Ötesi lâf ü güzaf.
Dogmalar her türlü araştırmadan kaçar ve korkarlar. Bir düşüncenin "sağlamlaştırılması" eğer sözlü delillere dayalıysa, bu düşüncenin donmuş olduğunu, zorbalaştığını söyleyebiliriz. Ama eğer bir düşünce zaman farklılığına, bakış açılarının çeşitliliğine rağmen değerini ve önemini koruyabiliyorsa, o düşüncenin (daha doğrusu o düşünme yolunun) insan varoluşundaki temellerle bağlantılı olduğunu anlayabiliriz.
Öte yandan, doğru bildiklerinin tümünü ifade etmek isteyen insan ister istemez başka görüşlerin alanları içine girer. Birbirinin alanları içine geçişen iki görüş, beliren her çatışmadan yara alırlar. Kendi gerçekliklerinin farklı olması yüzünden iki insan kavramaya konu olan şeye ayrı anlamlar yükler. Gerçekler çeşitli, gerçeklikler farklı farklıdır. Fakat hakikat tektir ve bu "bir" olan hakikata iki gerçeklik alanının "tek" kılınmasını başarmak yoluyla ulaşılır.