Aysel Akkanat

Aysel Akkanat
@eceaysel
Çok okur/az yazar kendi çapında bir edebiyatsever. ayselertugrulakkanat adıyla Instagram'dayım. youtu.be/lP4xi7B6vC0 #Gardırop kitabının yazarı
gazeteci/yazar/editor
Radyo Televizyon
Kocaeli
206 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı

Aysel Akkanat

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.··
2026 4. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar
7.2/10 · 462 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·144 syf.··
2026 4. kitabı
Tanpınar, "Yaz Yağmuru"’nda okuru acele ettirmeyen, zamana yaslanan hikâyeler anlatır. Bu metinlerde zaman yalnızca akan bir çizgi değil; duygularla, hatıralarla ve insanın iç sesiyle iç içe geçen bir hâl gibidir. Her satırda dingin ama derin bir hüzün dolaşır; sessizlik bile anlamla yüklenmiştir. Tanpınar’ın karakterleri konuşmaktan çok düşünür; geçmişle, kaçırılmış ihtimallerle ve kendi içlerindeki suskunlukla baş başa kalırlar. Kitaptaki yedi hikâye, bu iç hesaplaşmayı incelikle yansıtır. Yaz Yağmuru, hızlıca okunup geçilecek bir hikâye kitabı değildir; durmayı, beklemeyi ve satır aralarında kendinle karşılaşmayı talep eden bir yolculuktur. Betimlemeler öylesine yoğundur ki, okur önce mekâna yerleşir, oraya alışır; zamanla metnin ritmine uyum sağlar. Diyalog neredeyse yoktur; bunun yerine düşünceler, çağrışımlar ve suskunluk konuşur. Hikâyeler arasında bile düşünmeye devam edersin uzun, derin ve kaçınılmaz bir düşünme hâli bu. Tanpınar’ın dili zarif, ölçülü ve şiir gibi akıcıdır. Okudukça yağmurun serinliğini değil, o yağmurun insanın iç dünyasında bıraktığı titreşimi hissedersin. Yaz Yağmuru, kelimelerle kurulan bir atmosferden çok, ruh hâli sunar. Zorlayıcı ama karşılığını fazlasıyla veren bu metinler, Tanpınar’ın edebiyatındaki inceliği ve derinliği bir kez daha kanıtlar. Kısacası, Tanpınar bu kitapta da muhteştir.
Yaz YağmuruAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 2023462 okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2026 3. kitabı
Tutunamayanlar, uzun zamandır okumayı düşündüğüm fakat kitap listelerimin hep en alt sıralarında tutarak ertelediğim bir romandı. Belki de bilinçli bir erteleme… Çünkü bazı kitaplar vardır, yanlış zamanda okunursa okuru kendine kapatır. Bu romanla doğru zamanda karşılaştığımı düşünüyorum. Öyle ki, elime aldığım andan itibaren bırakmak istemedim. Türk edebiyatının ilk postmodern romanı olarak kabul edilen Tutunamayanlar, okurunu alışılmış anlatı kalıplarının dışına çıkaran, sabır ve dikkat isteyen bir hikâye. Romanın zorluğu da büyük ölçüde buradan kaynaklanıyor. Kurmaca içinde kurmaca, diyalog içinde diyalogla ilerleyen anlatım; iç içe geçen sesler, anlatıcılar ve zamanlar… Bir cümlenin Turgut Özben tarafından yüksek sesle mi söylendiğini, yoksa yalnızca iç ses mi olduğunu ayırt etmek çoğu zaman mümkün olmuyor. Ancak bu belirsizlik, romanın temel ruhunu da oluşturuyor. Birden fazla anlatıcı, parçalanmış hatıralar ve net bir sorgulama ekseni olmayan yapı, okuru metnin içine çekerken aynı zamanda onu sürekli düşünmeye zorluyor. Tutunamayanlar, neyi sorguladığını açıkça söylemeyen; ama okurun kendi hayatına, yalnızlığına, tutunma biçimlerine dair pek çok soruyu sessizce önüne bırakan bir roman. Bu yönüyle her okur, metnin içinden kendine ait bir parça çıkarabiliyor. Bu kitabı yorumlamak kolay değil; çünkü anlatmak için çok fazla şey, anlatabilmek içinse uzun bir zamana ihtiyaç var. Bu nedenle Tutunamayanlar’ı özellikle bu tür anlatıları seven, metnin ağırlığını ve dağınıklığını bir kusur değil, bir tercih olarak görebilen okurlara öneririm. En önemlisi de: doğru zamanda başlanmalı ve yarıda bırakılmamalı. Benim için Tutunamayanlar, doğru anda okuduğum, zihnimde uzun süre yer edecek, çok özel bir kitaptı. Şimdilik söyleyebileceğim tek şey de bu.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 2. kitabı
Ne kitapsız ne kedisiz, daha ilk anda adıyla ve kapağının çağrışımıyla beni kendine doğru çeken bir kitap oldu. Yazarla ilk karşılaşmam bu eserle gerçekleşti; sekiz denemeden oluşan bu metinler bütünü, okuru kolay bir okuma vaadiyle değil, düşünmeye çağıran bir ağırlıkla karşılıyor. Üslubun yoğunluğu ve imgelerin katmanlı yapısı, metni yer yer zorlayıcı kılıyor; ancak bu zorluk, yüzeyde kalmayan bir düşünsel derinliğin de işareti. Yaşam, ölüm, sevgi ve özlem gibi kadim temalar, felsefi bir bakış açısıyla ele alınırken, özellikle hayvan sevgisi metnin omurgasına yerleşiyor ve anlatıyı daha da derinleştiriyor. Her deneme, okuru durup düşünmeye zorlayan bir iç konuşma gibi ilerliyor; kolayca tüketilen değil, sindirilmesi gereken cümlelerle örülü. Zor bir okuma olsa da, tam da bu nedenle, okunmayı ve üzerine uzun uzun düşünülmeyi hak eden bir eser olarak hafızada yerini alıyor
Ne Kitapsız Ne KedisizBilge Karasu · Metis Yayıncılık · 20202,502 okunma