Ece

Ece
Makine Mühendisi
Balıkesir Üniversitesi
Bursa
8 Eylül
69 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2020 00:00
1885 yılında Rus yazar Lev Nikolayevich Tolstoy tarafından yazılan kısa hikayedir. Benim en çok sevdiğim kitaba ismini veren “İnsan Ne İle Yaşar” oldu. Ren yayınlarından okuduğum içim benim kitabım toplam dört hikayeden oluşuyor. •İnsan Ne İle Yaşar? •Üç soru •Surat’ın Kahvehanesi •İnsana Ne Kadar Toprak Lazım? 95 sayfa olmasına rağmen aşırı etkileyici, insana birçok konuyu sorgulatan, öğütler veren bir kitap. Bu ikinci okuyuşumdu ilk sefer ne kadar etkilendiysem yine o kadar etkilendim. En kısa zamanda “İtiraflarım” kitabını okuyacağım.
1000Kitap
İnsan Ne ile YaşarLev Tolstoy · Ren Kitap · 2017234bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Genç Werther'in Acıları
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2020 23:41
Goethe tarafından 1774 yılında yazılmış mektup roman.. Ayrıca 2 haftada yazıldığını öğrenmem beni biraz şoka uğrattı. O dönem özellikle gençleri derinden etkilemiş ve birçok intihar olayının yaşanmasına sebep olmuştur. Yaşadığı duygusal çöküntüden kaçıp Walheim adında bir kasabaya gelen Werther kendini gün geçtikçe daha büyük bir çöküntünün içinde bulur. Werther orada soylu bir ailenin güzel kızı Charlotte’a aşık olur. Charlotte'ta ona karşı kayıtsız değildir ama Albert’le nişanlıdır. Werther, ilerleyen günlerde evlenen Charlotte ve Albert'ın aile dostu olur. Aslına bakarsanız Werther bile içten içe Albert'ı sevmektedir. Aşk ve dostluk arasındaki o ince çizgiyi geçmekten korkan Charlotte bir daha görüşmek istemez. Fakat zavallı Werther bu acıya dayanamaz. Zamanla karamsar, sürekli mutsuz ve düşüncelerinde vicdansız bir insan haline gelir. Bu melankolik düşüncelerin etkisiyle gün geçtikçe daha da değişip ve geri dönülmez bir şekilde kararını vermiştir.
İlişkiler
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · İndigo Yayınları · 2017149,9bin okunma
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2020 00:52
·
Altıncı Koğuş, Anton Çehov'un 1892 tarihli kısa öyküsü. İlk olarak dönemin en popüler Rus dergilerinden birinde yayımlandı ve oldukça ilgi gördü. Hatta Lenin’in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, “Kendimi Altıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim” dediği rivayet edilir. Ben çok sevdim hatta incelemem kitaptan daha uzun olacak diye korktum Gelelim kitabın konusuna Okumaya başladığımda İvan Dmitriç’in ve Andrey Yefimıç’ın hayatları anlatılırken notlar almaya başladım. İyi ki almışım. Saygın ve hali vakti yerinde bir memur olan Gromov, bundan 12-15 yıl önce bir şehrin en geniş caddesinde, kendine ait bir evde yaşıyordu. Sergey ve İvan adlarında iki oğlu vardı. Üniversite dördüncü sınıfta öğrenci olan Sergey’in ansızın ölümü Gromov ailesinin başına gelen talihsizlikler zincirinin başlangıcıydı. Kardeşinin ölümünün üzerine babasını da kaybeden İvan Dmitriç annesiyle birlikte ortada kalakaldı. Bir şekilde hayatını yoluna koyup bir işe girdi fakat psikolojik olarak zor zamanlar geçiriyordu. Bütün dünya zulmünün sırtına bindiğini ve onu kovaladığını düşünüyordu. Böylece akıl sağlığını kaybeden İvan Dmitriç hastaneye kaldırıldı ve zührevi hastalıklar için ayrılmış koğuşa yerleştirildi. Bir süre sonra Andrey Yefimıç’ın emri uyarınca Altıncı Koğuş’a alındı. Doktor Andrey Yefimıç Ragin göze çarpan bir kişilik. Gençlik dönemlerinde oldukça dindar olduğu söyleniyor. Andrey Yefimıç göreve başlamak üzere kasabaya geldiğinde bu “hayır kurumunun” vaziyeti oldukça içler acısıydı. Hastaneyi inceledikten sonra buranın ahlaksız bir kurum olduğu, insan sağlığı için yüksek derecede tehlike arz etttiği sonucuna vardı. Fakat bu konu hakkında pek bir şey yaptığı söylenemez. Doktor Andrey Yefimıç ve İvan Dmitriç’in karşılaşmalarının üzerine ise olanlar olur. Sohbetlerinden keyif alan
Felsefe
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2020 00:00
·
Çok beğendimmm 1937 yılında yazılan Fareler ve İnsanlar yazarın en popüler kitabı. Büyük Buhran döneminde iş bulma umuduyla o çiftlik senin bu çiftlik benim gezen iki tarım işçisi George Milton ve Lennie Small’un yaşadıkları olayları anlatır. George iş bitirici, aklı başında bir karakterken, Lennie benim tabirimle kafadan kontak bir arkadaşımız. Tam bir koca bebek. Aklı biraz kıt kendisinin ve bu yüzden işe başladıkları tüm çiftliklerde başına bir bela açıp eninde sonunda çareyi işi bırakıp kaçmakta buluyorlar. Tabii burda olan masum!! George’a oluyor. İlk sayfalar(80 sayfa kadar) olaylar gayet güzel bir şekilde gidiyordu. O dönemin çalışma şartları, hayatta kalma mücadelesi, tarım işçilerinin yaşadığı zorluklar, renk ayrımı çok akıcı bir dille işlenmiş. İşçilerin kurdukları hayaller .. Bu hayalleri gerçekleştirme umuduyla çalışmaları .. İsmi nedeniyle daha çok fareli olay beklerdim. Araya sıkıştırmak isterim ki Curley’nin karısını zaten hiç sevmemiştim. Spoiler vermek istemediğim için daha fazla konuşmak istemiyorum. Ama kitabın kapağını kapatırken bir ufak George’a küfür etmedim değil. Bu hayatta kimseye güvenmeyeceksin mottom bir kere daha beni yanıltmadı. Büyük küçük kaç yaşında olursanız olun bu kitabı okumadan ölmeyin derim ben. Filmini de hemen izlemeyi planlıyorum.
1000Kitap
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,4bin okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2020 00:12
·
Yabancı 1942 yılında yayınlanmış olan ve edebiyat alanındaki en önemli eserlerden biridir. Albert Camus’nün en çok tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satılan kitabıdır. Okuduğum ilk Camus eseri olmasına rağmen aşırı beğendim. Bence çağımızdaki insan psikolojisi basit bir olay örgüsü ve kurguyla derinlemesine işlenmiştir. Yabancı, ‘Bugün anne öldü. Belki de dün, bilmiyorum.’ diye başladı. Böyle bir haber alan insan için, o andaki üzüntüyle söylenen bu cümle normal gibi gelmişti bana. Kitabı okumaya devam ettikçe Meursault’nun aslında bu cümleyi boşvermişlikten söylediğini anladım. Annesinin ölümü üzerine tek bir gözyaşı dökmeden, en ufak bir üzüntü hissetmeden hayatına devam etti. Adamın hiçbir şey umrunda değildi. Kendisini sevip sevmediğini soran sevgilisine bile aslında onu sevmediğini ve bunun bir önemi olmadığını söyleyebilen birisidir. -Spoiler içerebilir- Bu (bence onun için söylenebilecek en doğru kelime) ‘gevşek’ tavırları yüzünden kendini bir cinayetin içinde katil olarak bulur. Yargılanma sürecindeki hal ve tavırları onu herkesin gözünde soğukkanlı bir katil yapmıştır ve bu cezasız kalmamalıdır. Cezası karşısında bile soğukkanlı tavırlarıyla varoluşa bir başkaldırıdır aslında Meursault.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma