İçinde yaşadığı dünyayı, binlerce gizli işkence aletiyle dolu ve ışığın girmesini engelleyen körleştirici aynaların gizlendiği büyük ve karanlık bir hapishane gibi görüyordu.
Çünkü öyle kişilikler vardır ki, bütün büyük olaylar ve olağanüstü yaşantılar onlarda ruhun genelde sarsılmasının yanı sıra gizli bir kederin ve derin bir melankolinin ilk boğuk seslerinin serbest kalmasına yol açarlar ve bu sesler öylesine yükselir, öylesine baskın çıkar ki, diğer bütün ruh halleri onların içinde çözülür gider.
Çünkü yaşadıklarını, kaba parmakların arasında korku dolu bir çığlıkla parçalanabilecek yüzlerce hassas bağlantıyla birleşmiş bir sanat eserini saklar gibi, yabancı gözlerden saklamak istiyordu.
Goethe tarafından 1774 yılında yazılmış mektup roman.. Ayrıca 2 haftada yazıldığını öğrenmem beni biraz şoka uğrattı. O dönem özellikle gençleri derinden etkilemiş ve birçok intihar olayının yaşanmasına sebep olmuştur.
Yaşadığı duygusal çöküntüden kaçıp Walheim adında bir kasabaya gelen Werther kendini gün geçtikçe daha büyük bir çöküntünün içinde bulur. Werther orada soylu bir ailenin güzel kızı Charlotte’a aşık olur. Charlotte'ta ona karşı kayıtsız değildir ama Albert’le nişanlıdır. Werther, ilerleyen günlerde evlenen Charlotte ve Albert'ın aile dostu olur. Aslına bakarsanız Werther bile içten içe Albert'ı sevmektedir. Aşk ve dostluk arasındaki o ince çizgiyi geçmekten korkan Charlotte bir daha görüşmek istemez. Fakat zavallı Werther bu acıya dayanamaz. Zamanla karamsar, sürekli mutsuz ve düşüncelerinde vicdansız bir insan haline gelir. Bu melankolik düşüncelerin etkisiyle gün geçtikçe daha da değişip ve geri dönülmez bir şekilde kararını vermiştir.