Soylu bir yaşam için temelde zorunlu olduğunu düşündüğümüz ikili; geniş kapsamlı net bir muhakeme yetisi ve hayatta somut karşılığı olan güçlü bir irade.
Bizde çocuklar ayrı ayrı evlerde ve ailelerde büyüyorlar, onları tehlikelerle dolu dış dünyadan koruyup yalıtmak için her türlü çaba gösteriliyor; buradaysa, dost canlısı kocaman bir dünyada büyüyorlar ve daha ilk andan itibaren bunun kendi dünyaları olduğunu biliyorlar.
Eğitim sorunuyla da yüzleşmekten kaçmamış ve çocuklarını körpe fidanlar gibi doğal yollardan büyüyecek şekilde yetiştirerek bu sorunu çözmüşlerdi; bütün duyularından yararlanarak öğreniyorlardı, hiç durmadan ama farkında da olmadan eğitiliyorlardı; eğitim gördüklerini asla bilmiyorlardı.
Aslında bu kelimeyi bizimle aynı anlamda kullanmıyorlardı. Onlardaki eğitim anlayışı, birazcık büyüdükten sonra uzmanların gözetiminde aldıkları özel öğretimdi. Hevesli genç dimağlar seçtikleri alanlara seve seve yöneliyor ve bugün bile hayret etmekten kendimi alamadığım şekilde bir derinliğe, bir kavrayışa ulaşıyorlardı.
Fakat bebekler ve çocuklar bizde ''eğitim'' adı verilen ama aslında zihnin ''zorla beslenmesi'' olan o baskıyı hiçbir zaman hissetmiyorlardı.