Güçlü ve güzel kalmak için bir başkasını gereksinmeyen, ona inanan, bekleyen ve çağrıda bulunan hiç kimse olmasa da gücünu koruyan biri var mıydı?
Evet, belki! Kendi kendilerini izleyen, kendi kendilerini yansılayan -istihzayla ve keyifle- yansıtmacı insanlar için geçerliydi bu belki! Ya da kendi heyecanlarının içinde yüzmeyi ve bundan haz almayı bilen duygusal insanlar için, onlar da kendi kendilerinin izleyicisiydiler!
Ne var ki bu, kendi içlerinde bölünmez bir bütün olan ve dolayısıyla eyleme geçerek, başkalarını etkileyerek ve onların bakışındaki yansısında kendini tanıyarak varlıklarını güçlendiremezlerse kendi içlerinde çaresiz kalan insanlar için geçerli değildi.
Gerçek bu, hepimizin, biz bütün zavallı insan evlatlarının mutluluğa ne kadar bağımlı olduğumuzu niçin siz de hissetmeyesiniz? Şu verimli yeryüzü parçacığında büyük bir sevginin -ve yalnızca bu sayede bile!- büyük bir sorumluluk ve kutsallığın yeşerebileceğine niçin inanmayalım?
Hoşuna giden ve kolay bulduğun şeyleri yapmanın sana hiçbir yararı yok. O küçük, hayalperest kafanı en çok zorlayan neyse, en çetin yol hangisiyse oradan geçmen gerekiyor.