Herkesin hayatında bir Bastiani kalesi vardır. Kimimizin hayat meşgalesi, kimimizin umudu, kimimizin ise tutunacak dalı… Ölmek için yaşıyoruz felsefesiyle hareket edecek olursak; Bastiani Kalesi’de tıpkı yaşamın sonunu bildiğimiz halde farklı bir son görmek için okuduğumuz bazı kitaplar gibi değil mi? İnsanlar sürekli bir inançla tutunmaz mı hayata? Din, aile, eğitim, mutluluk vs. bunu çokça örneklendirebiliriz. Peki ya kitaba dönecek olduğumuzda yazar nasıl vurgulamış Bastiani Kalesi’ni? Drogo ah Drogo nasıl başlamıştın ilk gün görevine hatırlıyor musun? İkinci yılın, on beşinci yılın derken kalede zaman nasıl da geçti. Ama en çok zaman senden geçti. Bazen kendinden yozlaştın bazen hayattan yozlaştın. Anneni ilk günün gecesinde nasıl da merak ediyordun. Sonraları annen de silindi senden ve tıpkı Vescovi’nin kardeşine olan sevgin gibi azalarak derinlerde bir yerde kayboldu. Bu hikayede belki sen haklıydın doğruların için kendini feda ettin ya da biz haksızdık sana çok peşin hükümlü yaklaştık. Ama kimin umurunda hayat ummanında savruldun ve sen öldün.