Ele avuca sığmayan, ne yapsam derlenip toplanmayan bir geçicilik duygusu peyda oldu bir süredir, Deniz. Zaman ve mekan algım cılızlaştı. Etrafımda bir sürü şey olup bitiyor ama gördüğüm, hareket halindeki bir arabanın camından dışarı baktığımda gördüklerimden farksız. Bir şeylerin içinden akıp gidiyorum. Hikayelere şahit oluyorum ama içlerinde kalamıyorum. Bir anlığına ordayım, hemen sonra yokum. Köksüzüm. İlk rüzgârda uçuverecek kadar bağlı değilim hiçbir yere. İki ayağımı basacak bir zemin yok sanki altımda.
Yine de arada sırada ne olduğunu bilmediğim yumuşak, kaygan bir şeylere değiyor ayaklarım. Bir zemin olduğuna ikna olmanın güç olduğu yeni başlangıçlar bunlar. Hatta çoğu kez başlangıç bile değiller, sadece kısa süreli tesadüfler.