Kendi yankı odamdan çıkmaya çalışıyorum
Yankı odası (echo chamber) etkisi, bireylerin kendi düşüncelerini doğrulayan içeriklere, kaynaklara ve bilgilere daha sık maruz kalması olarak tanımlanır. Ekleme : Bunu bazen bilinçli olarak bizler karşıt görüşleri, ilgimizi çekmeyen içerikleri yok sayarak yaparız. Bazen de beğeni ve beğenmeme tepkimizi göre algoritma bunu bizim için yapıyor. Bu yüzden sayfamı takip eden, iletilerimi beğenen herkesin profiline bakmaya çalışıyorum ve beni kendi yankı odamdan çıkaracak profilleri takip etme gayretindeyim. Kaynak: bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/yanki-od...(echo%20chamber)%20etkisi,li%20y%C4%B1llar%C4%B1n%20ba%C5%9Flar%C4%B1nda%20ele%20al%C4%B1nm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.
Hayata Dair
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Melankoliye düşen, kendini yalnız sanır; oysa yanyanadır düştüğümüz çukurlar. Birbirimizin ağlamalarını duyarız bazen, yankılar halinde. Echo kulaktan kulağa oynar, birinin acısını bir diğerine fısıldar. Sonra kalkar güne devam ederiz, tüm bunlara arkamızı dönerek. Gülümseriz ve 'iyiyim' deriz ötekilere. Onlar bilirler aslında 'iyiyim' ile 'iyiyim arasındaki farkı. Ama çoğu zaman ses etmezler; sessiz bir anlaşmadır çünkü bu, tarih öncesi zamanlarda tüm ruhlar arasında imzalanmış bir Sessizlik Yemini..
Linkin Park - Lost in the Echo
youtu.be/co4YpHTqmfQ?si=... you were that foundation never gonna be another one, no. i followed, so taken so conditioned i could never let go then sorrow, then sickness then the shock when you flip it on me so hollow, so vicious so afraid i couldn't let myself see that i could never be held back up, no, i'll hold myself. check the rep, yep you know my rail forget the rest let them know my hell damn, i'm back yep, my stories sell, kept respect up the vets stay their, let the rest be to tell they tale that i was there saying... and these promises broken deep, feeble each word gets lost in the echo so one last lie i can see through this time i finally let you go, go, go. test my will, test my heart let me tell you how the odds gonna stack up y'all go hard, i go smart how's it working out for y'all in the back, huh?
Müzik
Cioran , soyut düşüncelerin insani tutkularla birleştiğinde nasıl birer yıkım aracına dönüştüğünü şu aşamalarla açıklar: Fikrin Yansızlığı: Özünde her fikir sadece bir olasılıktır, soğuk ve nötrdür. Kendi başına bir eylem gücü yoktur. İnanca Dönüşüm (Saflığın Kaybı): İnsan, bir fikri benimseyip ona tutku, fanatizm ve "mutlak doğru"luk atfettiğinde, fikir "saflığını" kaybeder. Artık o, sorgulanan bir düşünce değil, uğruna savaşılan bir inançtır. Mantıktan Sara Hastalığına: Cioran’a göre mantıklı bir tartışma, yerini kontrol edilemeyen bir krize (sara hastalığına) bırakır. Fikir artık zihni aydınlatan bir ışık değil, bedeni ve toplumu sarsan bir nöbettir. İdeolojiler ve Kanlı Şakalar: Bir fikir "olay" haline geldiğinde (tarihe karıştığında), yani eyleme döküldüğünde ideolojiler doğar. Bu ideolojiler dünyayı kurtarma iddiasıyla yola çıkar ama Cioran'ın "kanlı şakalar" dediği katliamlara ve trajedilere yol açar. Özetle: İnsan, mesafeli durması gereken fikri canlandırıp ona kendi cinnetini üflediğinde, o fikir bir kurtuluş reçetesi olmaktan çıkıp bir imha silahına dönüşür. Fanatizm, fikrin kendisinde değil, insanın o fikre yüklediği saplantılı bağlılıktadır. Cioran’ın bu tespiti, günümüzün dijital dünyasındaki iptal kültürü (cancel culture) ve yankı odaları (echo chambers) fenomenlerini anlamak için adeta bir anahtar niteliğindedir. Fikirlerin "sara hastalığına" dönüştüğü bu modern süreç şöyle işler: Yankı Odaları ve Cinnetin Beslenmesi: Algoritmalar bizi sadece kendi fikrimizle karşılaştırdığında, Cioran'ın bahsettiği o "yansız fikir" hızla alev alır. Sürekli onaylanan bir düşünce, artık bir analiz nesnesi değil, kutsal bir iman tazeleme aracına dönüşür. Kişi, fikrini sükunetle savunmak yerine, onu bir kimlik savaşına (sara nöbetine) çevirir. İptal Kültürü: "Kanlı
The body groans in pain, its cry ascends the sky, The soul burns silently, holding sorrow inside. The flesh chooses to wail, its echo everywhere, The spirit softly collapses, lost in depths of despair. One keeps shouting aloud, so the whole world may hear, One remains quiet, guarding its own hidden tear. A human is two fires, with a breath in between, The body is noise, the soul a silence unseen.
1000Kitap