Merve Sefa Gökçe

Bir bilgi dalı olarak felsefe neye inanmamız gerektiği veya neye inanabileceğimiz ile zerre kadar ilgili değildir, onun tek ilgilendiği şey ne bilebileceğimizdir. Şimdi eğer bu, inanmamız gereken şeyden farklı bir şeyse o zaman bunun inanca bile bir zararı olmayacaktır; çünkü o bile­meyeceğimiz şeyi öğrettiği için inançtır. Eğer onu bilebil­seydik o zaman inanç, tıpkı bir inanç öğretisinin mate­matikle birlikte ilerlemesi gibi, yararsız ve gülünç bir şey olarak görünürdü. Buna karşılık inancın felsefeden daha fazlasını, çok daha fazlasını öğretebileceği ileri sürülebilir ama yine de felsefenin vardığı sonuçlarla tutarlı olmayan hiçbir şeyi öğretemez, çünkü bilgi inançtan çok daha sert ve sağlamdır, dolayısıyla eğer bu ikisi çarpışacak olursa inanç parçalanır. Her halükarda bu ikisi birbirinden esaslı bir şekilde farklıdır ve karşılıklı menfaatleri gereği sert biçimde bir­ birinden ayrı kalmalıdır, böylece her biri diğerini dikka­te almaksızın kendi yolunda ilerleyebilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nihayet din inkar edilemez biçimde insanın içinde mevcut olan ahlak bilincine seslenir ve ona dışarıdan teyit (onaylama) ve destek sağlar. Böyle bir destek olmasaydı bunca baş­tan çıkarıcıya karşı mücadelede ahlak bilinci varlığını kolaylıkla sürdüremezdi. Hayatın sayısız dert ve kederi karşısında din tam da bu yandan tükenmez bir teselli ve ferahlık kaynağı sunar, ki bu insanı ölüm anında dahi terk etmez, bilakis tam da bu zamanda kendisinden bek­lenen hakiki faydayı sunar. Dolayısıyla din kör birinin elinden tutup yardım eden kimseye benzer, çünkü onun göre­cek gözleri yoktur; körün bütün istediği, yürürken her şeyi görmek değil, gitmek istediği yere ulaşmaktır.
Mecaz ve teşbih dilini bir tarafa bırakırsak diyebiliriz ki hayatın derin anlamı ve yüksek hedefi kitlelere ancak simgesel bir dille gösterilip takdim edilebilir, çünkü on­lar hayatı gerçek anlamıyla kavrayamazlar.
Sadece gereksinim bize çalışmayı dayatır; dolayısıyla çalışma gerek-lidir. Buna karşın boş zaman hayatın gereksinimlerinin ötesinde kalan, zorlama ve kaygıdan muaf bir alan açar Aristoteles'e göre. İnsan varoluşunun özünde kaygı değil boş zaman vardır. Düşünümsel bir dinlenmenin mutlak önceliği vardır. Bütün eylemlerin bu dinlenme hedefi akılda tutularak sürdürülmesi ve ona dönmesi gerekir.