Bence dünyada yaralı bir kadından daha güzel bir şey varsa o da yaralarını korkusuzca yazabilen kadındır. Çünkü onda hayatın en muhteşem bileşimi vardır: zeka ve cesaret.
Şimdi iki dünya arasında arafta kaldığım bu yerden herkese ilan etmek istiyorum: Tanrı ile bir anlaşma yapmama rağmen varlığından emin değilim, ama aşkla yaşadığım anlaşmazlığa rağmen onun varlığına eminim. Aşk vardır.
Ama annemin anlattığı Allah iyiliği temsil ediyordu, güzeldi annemin Allahı. Ta ki bana yaşatılanlara bakıp herkesin Allahıyla anneminkinin aynı olmadığını öğrenene kadar. Ve elbette yeryüzünde insanların Allah adına yaptıkları kötülükler de buna eklenince inanmamak hafifletici geldi ruhuma.
aldatılan herkesin aynı şeyi araması çok normal. Peki sen de tüm yaşanmışlıkları sorguluyor musun? Hakikatın tam olarak nerede, ne zaman yitirildiğini, neyin sahte neyin gerçek olduğunu anlamaya çalışıyor musun? O halde bunun artık imkansız olduğunu da fark etmişsindir. Sahte bir geçmişle hakiki bir gelecek kurmak mümkün değil. Dünya ayaklarının altından kayıp gitmiş bir defa, istesen de dengede duramıyorsun. Dengesiz yaşamaktansa gitmek daha kolay, külfetsiz ve hızlı.