bir varmış bir yokmuş çok güzel bir kitap varmış ama osmanlının çöküşü gibi sonlara doğru bozmuş...
kitabın ilk yüzde ellisini çok beğendim. gerçekten, çok iyiydi. dünya, soraya, büyü sistemi ve yaratıklar, sırlar... aşırı ilgi çekiciydi. yüzde ellilere kadar fatih sultan mehmet dönemi, yüzde elli ile altmış arası kanuni, sonrası ise yavaş yavaş çöküş. kocaman potansiyeli olan bir kitap için kötü oldu.
spoilersız bir şekilde bahsedeceğim, sonra işarer koyduğum yerde spoiler olacak!!! dikkat pls.
yüzde ellisinden bahsedelim önce.
soraya'nın izole hayatı, kapalı kalmış düşünceleri, ailesiyle olan ilişkileri falan her şey çok iyiydi. dünyanın bize geçirilme şeklini de çok beğendim. 150 sayfa boyunca olanlar harikaydı!!
150 ve 170 arası bir durağanlık oldu bence. bazı olaylardan sonra kitabın istediğim gibi gitmediğini anlamaya başladım ama umutla devam ettim. ne yazık ki soraya da ben de umduğumuzu bulamayan şanssız kızlarız.
kalan 140~ sayfa bir tık hayal kırıklığı oldu. yani sırları, plot twistleri falan sevdim. gerçekten bazen ağzım açık kaldı diyebilirim. asla beklemediğim anda bazı karakterler sağ gösterip sol çaktı. kitanın başından beri kimseye güvenemedim çünkü herkes o yalancı diyor. o yüzden bu güvensizlik hoşuma gitti. beğenmediğim şey de bu güvensizlikten kaynaklanıyor aslında... karakterlerin bu güvensizliğe rağmen birbirlerine cart curt güvenmesi çok saçmaydı.
spoiler olmasın diye detaylı anlatmayacağım ama bilin ki son kısımlar istediğim gibi değildi. hikaye 180 derece döndü.
şimdi toplayalım!! kitabın dünyasının sasani imparatorluğu ve iran kültüründen ilham alması çok hoşuma gitti. yazar bir sürü araştırma yapmış. rapunzel, uyuyangüzel ve birkaç iran masalı/efsanesinden de ilham almış ve olay örgüsü oluşmuş. sorayanın düşüncelerini çok sevdim.