Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası romanındaki Bihruz Bey karakteri, yalnızca Tanzimat döneminin değil, her dönemin insanına ayna tutan bir figürdür. O dönemde Batılılaşmayı yüzeysel şekilde taklit eden, Fransızca kelimelerle süslediği konuşmaları ve gösterişli arabasıyla toplumda yer edinmeye çalışan Bihruz Bey’in, günümüzde farklı biçimlerde hâlâ yaşadığını görmek mümkündür. Bugünün “starda latte, semtte madde” diyen, absürt rap şarkılarıyla kimlik arayışına giren, lüksü taklit ederek kendini var etmeye çalışan genç figürleri de aynı yabancılaşmanın içindedir. Zaman değişse de zihinsel taklitçilik ve içi boş aidiyet arayışları değişmemiştir. Bu benzerlik, sadece tarihin değil, insan davranışlarının da tekerrür ettiğini gözler önüne seriyor. Belki de Bihruz Bey’e kızmaktan çok, onu ve onun gibileri ortaya çıkaran toplumsal zaaflarımızı sorgulamak gerekir. Kim bilir, Bihruz’un çaresizce ait olmaya çalıştığı o dünya, aslında onu da hiçbir zaman kabul etmemişti.