Sana mutlu olup olmadığını sormamın sebebi sende kendimden bir şeyler bulmamdı. Benzerlikler insanlara çekici gelir. Belki sen bende aynı şeyi görmedin ama olsun.
Belki zihnin yorgun düşmüştür, kendini var olmayan ve var olmadığını bizzat bildiğin, dertlere kaptırmışsındır, bu dertler bütün enerjini tüketiyordur.”
Bende aynı şeyi düşünmüştüm. Acı çeken ruhlar birbirlerini tanır ve canlıları korkutmak için bir araya gelirler.
Lafı uzatıyorum ve insanların hayattaki amaçları konusundaki fikrini soruyorum.
“ Çok basit. Faturalarını ödemek. Seninki ya da benimki gibi bir ev satın almak. Ağaçlarla dolu bir bahçeye sahip olmak, çocuklarını ve torunlarını pazar günleri evde öğle yemeğine davet etmek. Emekli olduktan sonra dünyayı gezmek.”
İnsanların hayattan beklentileri gerçekten bu mu?
Kazancakis, zorba romanında şöyle söylüyor;
Gece gündüz koşuyor, keyfimi yaşıyorum ve isterse, kırılıp paramparça olayım. Yitirecek neyim var? Hiç! Sanki kendimi uslu idare etsem kırılmayacak mıyım? Kırılacağım; öyle ise toplara ateş!”
Vefat ettiğinde ise mezar taşına şunu yazdırmıştır;
Hiç bir şey istemiyorum
Hiç bir şeyden korkmuyorum
Özgürüm.