Bana göre o yaratığın en önemli özelliği sadece hâlâ canlı olması. Ondan bize ne? Çok fazla büyütülüyor. Önemsiz. Abartılmış. Şişirilmiş. Kime ne? Çok önemsiz. Oysa keşke senin ne kadar özel olduğunu bir görse. Seni bizim kadar bir tanısa..
“Bir muma dokunduğumda hiç acı duymam. Bıçak batırsanız hiç bir şey olmaz. Onun kalbi atıyorken, Ben burada ölüyüm ve içim sızlıyor. Gel de gerçek değil de. Sanki hâlâ dökecek gözyaşım var.”
-Ölü Gelin
Arthur Schopenhauer
“Soğuk bir kış sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. Isınma gereksinimi onları bir kez daha biraraya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. Bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır. Fakat iç ısısı yeterince fazla olanlar sıkıntı ve kızgınlık yaratmamak veya hissetmemek için toplumdan kaçacaktır.”
Yorulduk üstadım. Zirâ çalışıp koşturarak değil; öylece oturarak yorulduk… Bir tutam şefkat aramaktan, zerrece vefa yoksulluğundan, insanları seyretmekten ve insanlığı gözlemekten yorulduk…Çok severek haddimizi aşıyoruz üstadım. Ya yanlış zamanın insanlarıyız ya da insanlık için yanlış bir zamandayız.
Nuri Pakdil