Eğer sana bakar ve ölebileceğini, bir daha sana bakmanın verdiği acıyı, usulca ağlayışını dinlemenin verdiği sıkıntıyı ve seni ellerimle boğma arzusunu duymayacağımı düşünürsem, işte o vakit gözlerin kapanır ve bir ölü gibi düşersin yere; ve bir anda, uzun saatler süren yağmur ve karanlığın içinde ruhunu kaybetmiş biri gibi soğuklaşırsın.
Fakat aynı anda, çok çabuk gelmiş sonuna ve korkunç kudretime ağlarım ve kapılar ardında çınlayan gülüşünü, teninin sıcak yumuşaklığını ve zavallı geçmişini düşünürüm... Ve kendime, sana ağlarım; aniden tekrar canlanabileceğini ve önceki gibi sağlıklı ve güzel halde ayağa kalkabileceğini ve şakaklarına dökülen kahverengi buklelerle bana güleceğini düşünürüm. Ve bunu söyler söylemez işte tekrar sıcak, tatlı, güler yüzlü, kirpiklerinde tek bir damla yaş olmadan karşımdasın ve zayıf elini sıkıca tutar tutmaz hoplayan yüreğinle sarılıyorsun sana.