"İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi", benim hürriyetim başkasının hürriyetinin başladığı yerde biter diye ilan ediyordu. Demek ki başkasının hürriyeti, benim kendi hürriyetimin şartı değil de sınırı olarak görülüyor. Öyleyse hürriyet, mülkiyetin özel bir halidir ve mülk gibi "kadastrolanmış" tır. Böyle bir bireycilik, mecburen herkesin herkese karşı savaşını hazırlar. Ve bir an gelir, kendi mantığı icabı, tersine dönüşür, yani totalitarizme varır. Derken zafer kazanan bir grupla özdeşleşen ve o grubun sembolü olan bir birey, bütün diğerlerini Devletin, Parti'nin, "Millet" in veya Sınıfın uyduruk "birlik ve bütünlüğü" nün hizmetçilerine dönüştürür. Bizim batılı toplumlarımız(ve kendilerini Batılı toplumlara göre şekillendiren veya taklit eden diğer toplumlar), dört asırdır, cangıl bireyciliği ile karınca totalitarizmi arasında durmadan gidip gelmektedir.