Görünmez (gayb), duyularla görülüp gösterilemez, fikirlerle de ifade edilemez. Ancak şiirle ve şiirin remizleriyle dillendirilebilir. Şiir imanın bir süsü değil, fakat onun olmazsa olmaz dilidir. O yüzden vahyolunmuş kitapların hepsi şiirdir. Teoloji (Tanrı bilim/ilahiyat), gerçek anlamıyla Tanrı'dan bahseden teoloji, olsa olsa şiirsel olabilir. Çünkü sözle anlatılamayan ne kavramlara indirgenebilir, ne sebeplere, ne de görülebilir gerçekliğe:
Allah denizi sakladı da köpüğü gösterdi,
Rüzgarı sakladı da, tozu gösterdi..
Nasıl olur da toz kendiliğinden havalanabilir?.. .
Oysa sen tozu görüyorsun, rüzgarı değil.
Deniz olmadan köpük nasıl oluşabilir ki?...
Ama sen köpüğü görüyorsun, denizi değil.
Sihirbazlar tüccarların yanında ayın ışıklarını
Ölçüyorlar da, bedelini altınla alıyorlar...
Bu dünya bir büyücüdür, bizlerse ayın ışıklarını
Satın alan tüccarlarız...
Artık nesne yok, özne yok. Tanrı ölmüştür, O'nunla birlikte de insan. Her şey kavramdır. Marks'ında gördüğü gibi, gerçekten de "felsenin sonu" idi bu(Netleştirelim: Batı felsefesinin sonuydu). Bu zavallı trajedinin perdesi kapandığında, artık felsefe yapmaya gerek yoktu. Bu kazadan tek kurtulanlar, Kierkegaard ile birlikte teologlar, Marks ile birlikte ihtilalciler veya Nietzsche ile birlikte de şairler oldu.
Geri kalanı, yani piyesin bittiğini ve gölge tiyatrosunun kapılarını kapattığını görmemiş olanlar, Hegel adlı devin kırıntılarını ağızlarında çiğnemeye devam ettiler.
Ayrılık Provaları
XXI.
senden kopan taş kapattı kuyumu
o harlı bahçede
ne yandım, ne söndüm.
sınırım oldun
sırrım oldun
gelip bana kurdu çadırını iki dağ:
sen ilmek ilmek eksilirken
ben yunus oldum.
kırıldı tenimdeki testi
damlada umman arayan hafız oldum.