Zweig' ın kısa anlatımları yine günü kurtardı.
Kalın ve yorucu okumaların arasında az lafla az diyalogla dinlenmek için okuyorum. Ancak bu okumalar kalın okumalardan daha çok keyif verebiliyor.
Zweig bu kitabında Almanya dışındaki bir coğrafyada Fransa'da Paris'te geçen bir olayı konu ediniyor.
Madame de Prie XV.Luis döneminde sarayı kötü etkilemek, iktidarın işlerine karışmak sebebiyle sürgüne gidiyor. Madame in bu sürgün edilişi mektupla öğrenmesiyle başlıyor kitap. Madame 'ın insanların kendisine olan bakışıyla olan derdini okuyorsunuz. Yalnızlık ... Kitap 48 sayfa ama hacminden çok daha büyük. Yalnızlık üstüne bir şeyler bekliyor sizi bu kitapta .
Madame sürgün sırasında belirli kişilere mektup yazıyor ancak eski ünü kalmadığı için eski günlerde insanların ona davrandığı gibi davranmıyor ona kimse. Eski nüfuzunu kaybettiğini anlayınca bu karakterin çöküşüne tanıklık ediyorsunuz. Madame statüsünü kaybetmediğini kendine kanıtlamaya çalışırken yani kendini kandırırken ondan yardım isteyen bir adamla rastlaşıyor. Ve bir hiç olduğunun farkına varıyor. Kimse Madame' ı Madame olduğu için sevmiyor. Kimse ona saygı bile göstermiyor artık. Yavaş yavaş bu yalnızlıkla kendini kaybediyor. Kendini kandırmanın ötesine geçerek insanları hatta ölümü kandırmayı hedefliyor.
İnsanın yalnız kalamayacağını gördüğünüz,
Yalnızlığın bir his olduğunu ve bunu anladığımızda iç dünyamızda neler olduğunu anladığınız bir okuma olacak .
Ben severek okudum.
Dediğim gibi bir günde okuyup bitireceğiniz okuma duygunuzu size kazandıracak Zweig kitaplarından biri .
İyi okumalar dilerim.