yıllar önce okumuştum. geçenlerde dinlediğim podcast'te uzun uzun küçük prensten bahsedilince yeniden okumak istedim. çoğu yeri unutmuşum meğer. Alıntılar ve okurken düşündüklerim:
'İnsan, ancak engellerle karşılaşıp onları aşmaya çalıştıkça kendini tanıyabilir' -Antoine de Saint-Exupery
'Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. 'Kaç yaşında?' derler, 'Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?' Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. Deseniz ki, 'Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.' Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, 'Yüz bin liralık bir ev gördüm' deyin, bakın nasıl 'Aman ne güzel ev!' diye haykıracaklardır. Oysa bizim gibi hayatı yakından tanıyanlar için sayılar nedir ki.'
* Ne tatlı ve basit anlatıyor bu kitap. Küçük Prens'e çizdiği koyunları beğendiremeyince ona bir kutu çizip 'istediğin koyun bunun içinde' demesi yine çok tatlıydı. Hayal gücü işte.. Büyüdükçe ve hayatın telaşına kapıldıkça hayal gücüm de git gide köreliyormuş gibi hissediyorum. Sayılara fazla kaptırdım belki de kendimi ve bu renksiz, cansız geliyor gözüme. Oysa eskiden çok daha fazla hayal kurardım. Şu sıra masalları çok seven ve masal yazan biriyle tanıştım. O da bana ilham oldu bu kitapla birlikte. Hani diyor ya syf 31'de 'Ne yazık ki ben kapalı sandıkların içindeki koyunları görmeyi beceremem.' İşte ben yeniden hayaller kurmak, sandıkların içindeki koyunları görmek ve mantarın teki olmamak, özellikle de absürt şeyler hayal etmek istiyorum çünkü çok eğlenceli ve kendi içinde bambaşka bir anlamı var. Küçük prensin evinin 1 ev kadar olması,