eda günay

eda günay
@edagunay
Aslolan istikrardır.
7/10
·341 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
Uzun zamandır kendime rutin oluşturmak istiyorum ama şu an kendimi hala bundan uzakta hissediyorum. Bazı şeyleri her gün yapmak, alışkanlığa çevirmek istiyorum o yüzden bu kitabı gördüğümde çok ilgimi çekti. Rutinlerle alakalı başka birçok kitap araştırdım, onları da okuyacağım. Bu kitabın içinde gerçekten yardım ettiğini düşündüğüm bakış açıları ve teknikler var. Bakalım bundan sonra nasıl olacak? Temel olarak her şey şöyle: İyi alışkanlıklar için- Görünür kıl, Cazip kıl, Kolaylaştır, Tatmin edici kıl Kötü alışkanlıklar için- Görünmez kıl, İtici kıl, Zorlaştır, Tatmin edici olmaktan çıkar. Bunlar dışında iki dakika kuralı, küçük karar anları, zinciri koparmamak, ortam tasarımı, küçük hileler, ritüeller, ilerlemeleri kaydetmek, alışkanlık takibi.. Aslında kitap boyunca yazarın yapmaya çalıştığı en önemli şeylerden biri de kelimelerimizi ve cümlelerimizi değiştirmek. Çünkü beynimize karşı net olmamız gerek, beynimiz mizahtan, imadan, olumsuz cümlelerden anlamıyor ve hoşlanmıyor. İsteği ve hedefi net bir şekilde cümleye koymak gerek. Beynine ‘pembe fili düşünme’ dediğinde pembe fili düşünüyor. O yüzden kendinizi nasıl şartladığınız ve beyninize nasıl komut verdiğiniz gerçekten çok önemli. Kitapta da buna çok fazla örnek vermiş. Kendinize ‘Koşuya çıkmam gerek’ yerine ‘dayanıklılık ve hızlanma zamanı’ deyin demiş mesela. Egzersiz yapmalıyım değil ‘ben egzersiz yapan ve egzersizlerini kaçırmayan bir insanım.’ Syf 36 daki sigara örneği de çok güzel, ‘sigarayı bırakmaya çalışıyorum değil, ben sigara içmem’ demek. Bir insanın kelimeleri ve cümleleri nasıl kullandığından, onun hakkında bazı analizler yapılabilir. S-38 ‘Hedef bir kitap okumak değil, okuyan birine dönüşmek. Hedef bir maraton değil, koşucuya dönüşmek..’ S-22 Bilgi birleşmesi. ‘Bilgi böyle işler, bileşik faiz
Düşünce
Atomik AlışkanlıklarJames Clear · Pegasus Yayınları · 202221,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·144 syf.··
2023 6. kitabı
Genel olarak kitabı sevdim, çok mantıksız gelen kısımları olsa da (mesela uygarlığın ateşi bilmemesi gibi) güzel bir kitaptı ve keyif aldım. - Syf: 56 - Zaman yolcusu geleceğe, sekiz yüz iki bin yedi yüz bir senesine gidiyor ve karşılaştığı insanlar akılsız gibi. Şöyle yazmış: ‘Bu insanlar akılsız mıydı? Bu fikir beni nasıl çarptı bilemezsiniz. Malumunuz, her zaman, ‘sekiz yüz iki bin küsur yılı’ insanlarının bilgi, sanat, her şeyde bizden inanılmaz derecede ileride olacaklarını öngörürdüm.’ Wells ilerleyen kısımlarda da anlattığı gibi medeniyetin aşırı ilerlemesinin insanlığın sonu olacağını, bir bakıma medeniyetin kendi kendisini yok ettiğini anlatıyor sanki. Bu gerçekten çok ilginç bir düşünce, daha önceden ben de buna benzer bir şeyler düşünmüştüm. Çok miskin ve kolay yorulan insanlar diyor. Aile kavramının, müstakil evin olmadığı, mülkiyet hakkının olmadığı, herkesin aynı kıyafeti giydiği, komünist bir topluluktan bahsediyor. Şiddet yok, suç yok, tarım yok, cinsiyet ayrımı yok, herkes neredeyse aynı. Aptal ve akılsızlar aynı zamanda çünkü çözülecek bir problem olmadığı için insan zekası da zamanla körelmiş. Syf 63’te ‘bugün meşgul olduğumuz sosyal çabaların tuhaf bir sonucunu kavramaya başladım. Yaşam koşullarını düzeltme işi-yaşamı gittikçe daha da güvenli yapan gerçek uygarlaştırma süreci- istikrarlı bir şekilde zirveye ulaşmıştı.’ Syf:65’te ‘hiçbir zahmete katlanmadıklarını öğrendim. Mücadeleden hiçbir iz yoktu, ne sosyal ne de ekonomik mücadeleden. O altın akşamda, bir sosyal cennetin yaratılmış olduğu fikrine kapılmamak elimde değildi.’ İnsan ister istemez sorguluyor, her şeyin mükemmel olduğu bir toplumda ne yapacağız? Bu sosyal cenneti gerçekten istiyor muyuz? Neredeyse iyi ki problemler var diyeceğim. Her şeyin fazlası zarar, medeniyetin bile. Mutlak
Düşünce
Zaman MakinesiH. G. Wells · İthaki Yayınları · 202337,1bin okunma
kötü bir kitap ne kadar iyi okunabilirse
Puan vermedi·206 syf.··
2023 3. kitabı
Bu kitabı Ortamlarda Satılacak Bilgi podcastinin rezonans kanunu bölümünü dinleyince merak edip okumaya karar verdim. O bölümü dinlediğim an o kadar heyecanlanmıştım ki, çok ama çok az kişinin farkında olduğu derin bir hakikati anlamış hissetmiştim. Bu hakikati anlamama yardımcı olan şeylerden biri de bu podcastti. Aslında dinleyeli uzun zaman oldu ama kitap ayın 19’unda, terapiden sonra ansızın aklıma geldi ve sipariş vermek için bile sabredemedim. Hemen dışarı çıkıp aldım ve eve gelip okumaya başladım. Kitabın yazılış şeklini, tavrını beğenmedim. Pierre Franck’ın üslubu hiç hoşuma gitmedi. Kitap bana aşırı kasıntı geldi. Bilimselliğe olan vurgular o kadar can sıkıcıydı ki ezik bir kendini ispat çabasından daha öteye gidemiyordu. Oysa hiç gereği yoktu. Takipçilerinden gelen mektup kısımları ise en nefret ettiğim kısımlardı. Bütün bunlara rağmen kitabı bir çırpıda bitirdim ve çok keyif aldım. Neden mi? Çünkü müthiş bir fikir barındırıyor içinde. Bilime girmeden, sadece bir düşünce yazısı olarak ve daha ciddi bir tavırla yazılsaydı harika bir kitap olurdu. Pierre bile bazı noktalarda ne kadar felsefi konulara değindiğinin farkında olmamış olabilir. Kafamdan inanılmaz düşünceler ve bakış açıları geçti. Gerçekten çok etkilendim. Pozitif düşünmeyle alakalı lame bir kitap gibi görünüyor ve birçok insan da muhtemelen öyle düşünüp ciddiye almamıştır. Ama bu kitabın, onu diğerlerinden farklı kılan bir yanı var. Bu kitap daha önce parıltılarını gördüğüm ama kafamda tam oturtamadığım bir sistemi daha iyi anlamamı sağladı. Ayrıca uzun süredir üzerine düşündüğüm birtakım sorulara da okurken cevap buldum. Önemli olan, ne okuduğunuzdan ziyade okuduğunuz şeyden ne anladığınızdır. Bu kitapta bahsedilen şeyin anlaşılması çok zor bir şey olduğunu düşünüyorum. Aslında kitap bana o kadar
Düşünce
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202525,9bin okunma
Maalesef..
Puan vermedi·256 syf.··
2023 4. kitabı
Bu kitabı okumak beynime işkence gibiydi. Kitabı bitiremedim, son 50 sayfaya kadar zorladım kendimi ama olmadı. Ne karakterle ilişki kurabildim ne kitaptaki olaylarla. Kitaba kapılmak için biraz depresif bir ruh halinde olmak gerekiyor bence, bikaç sene önce okusam belki de severdim. Şu an bu ruh halinden o kadar uzağım ki bu kitap bana hiçbir anlam ifade etmedi. Konusu depresyon ve intihar olan bu kitabı sadece yaşamak istemediğim, düşünmek istemediğim duygu ve düşünceler bütünü olarak gördüm ve beynim de resmen okumayı reddediyor gibiydi. Kitaptaki kişiyi ağır bir psikiyatrik vaka olarak görmekten, psikiyatri açısından o zamanki koşulların çok kötü olduğunu düşünmekten öteye de geçemedim,karakterle ilişki kuramadım empati yapamadım zaten neden gidip yazarın intihar etmeden önce yazdığı kitabı aldım onu da bilmiyorum. Sanırım amacım depresyonu ve intiharı, yaşayan birinin gözünden anlamaya çalışmaktı ama olmadı. Edebi olarakta kitap beni çekmedi. Kitap gerçekten kötü mü yoksa benle mi alakalı tam anlayamadım. Hangi zamanda ne okuduğumuzun önemini ve ruh halimizin okuduğumuz şeyleri nasıl etkilediği, aldığımız keyfi ne derece etkilediği üzerine de düşündüm ve kendime daha fazla eziyet etmemek için bıraktım.
Edebiyat & Roman
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Gidin bir daha bakın güllerinize!
Puan vermedi·112 syf.··
2023 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2023 00:00
yıllar önce okumuştum. geçenlerde dinlediğim podcast'te uzun uzun küçük prensten bahsedilince yeniden okumak istedim. çoğu yeri unutmuşum meğer. Alıntılar ve okurken düşündüklerim: 'İnsan, ancak engellerle karşılaşıp onları aşmaya çalıştıkça kendini tanıyabilir' -Antoine de Saint-Exupery 'Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. 'Kaç yaşında?' derler, 'Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?' Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. Deseniz ki, 'Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.' Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, 'Yüz bin liralık bir ev gördüm' deyin, bakın nasıl 'Aman ne güzel ev!' diye haykıracaklardır. Oysa bizim gibi hayatı yakından tanıyanlar için sayılar nedir ki.' * Ne tatlı ve basit anlatıyor bu kitap. Küçük Prens'e çizdiği koyunları beğendiremeyince ona bir kutu çizip 'istediğin koyun bunun içinde' demesi yine çok tatlıydı. Hayal gücü işte.. Büyüdükçe ve hayatın telaşına kapıldıkça hayal gücüm de git gide köreliyormuş gibi hissediyorum. Sayılara fazla kaptırdım belki de kendimi ve bu renksiz, cansız geliyor gözüme. Oysa eskiden çok daha fazla hayal kurardım. Şu sıra masalları çok seven ve masal yazan biriyle tanıştım. O da bana ilham oldu bu kitapla birlikte. Hani diyor ya syf 31'de 'Ne yazık ki ben kapalı sandıkların içindeki koyunları görmeyi beceremem.' İşte ben yeniden hayaller kurmak, sandıkların içindeki koyunları görmek ve mantarın teki olmamak, özellikle de absürt şeyler hayal etmek istiyorum çünkü çok eğlenceli ve kendi içinde bambaşka bir anlamı var. Küçük prensin evinin 1 ev kadar olması,
Alıntı
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,9bin okunma