Karşınıza bir şey çıktığında ne olursa olsun faydalanabileceğiniz kısmını alın derler. Bu kitap da bu yönden güzel sayılabilir aslında. Kitapta en beğendiğim 2 şeyden biri Fred'in olduğu bölümler -ki bu kısımlar tarihe zerre ilgi duymayan beni daha fazla araştırnaya öğrenmeye itti ilginçliğiyle- diğeriyse Ülkü'nün kendi canını yakmak pahasına arkasında durduğu doğruları ve egeden göçen ailenin karakterli, temiz duruşları. Yazarın çok derin bir araştırma ve bilgi birikimi sonucu bu eseri yazdığı her satırda hissediliyor, hatta bazı yerlerde resmen okuyucunun kafasına kakılıyor, tabiri caizse. Yazar kitabın genelinde o kadar zorlanarak uzatılmış cümleler kullanmış ki cümlelerin çoğu yarısından sonra anlamlarını kaybedip yorucu olmaya başlıyor, üstelik çoğu o kadar zoraki süslenmiş cümleler ki yazar sırf ne kadar güzel ve uzun cümle kurabildiğini okurun gözüne sokmak için yazmış gibi geliyor, bu sebeplerden göz devirdiğim çok paragraf oldu. Konusuna gelirsek cumhuriyet karşıtları ve yanlıları arasındaki çekişme anlamsızca uzayıp duran aşk hikayelerinin arasında silikleşmiş, hadi diyelim kitap bir aşk romanı, şayet amacınız aşk okumaksa hatta zarif bir aşk okumaksa cumhuriyet romanları da pekâlâ bundan çok daha iyi işlev görür inanın çünkü bu aşıkların kavuşması da çok uzun ve süslü cümleler içeriyor ve bu hikayedeki güzel tek şey karakterlerin kendisi. Kitabı genel olarak beğensem de bu beğenişim bilgilerin çok ilginç olması ve karakterlere duyduğum hayranlıktan kaynaklanıyordu. Okunmaz mı, okunur ama dev bir içsel yolculuk veya aydınlanma falan beklemeyin; alabildiğinizi alın ve uzaklaşın.