"Şu sokakları dolduran kalabalıkların kaç tanesi, Poe gibi sadece insan olmanın kederini hissedebilir? Onların bu görkemli isyanı, herhangi bir canlının hayatta kalma çabasından daha manalı değil ki. Elbette biz sosyalleşmiştik, hürriyet, kardeşlik ve eşitlik isteyecek kadar geliştik ama hala insan olmanın derinliği bütün bu kalabalıkların hareketlerinden uzaklarda bir yerde duruyor. Ben siyasetten, demokrasiden ya da ihtilalden bahsetmiyorum. Bunları lüzumsuz filan da saymıyorum, sadece hayatın manasından söz ediyorum. Niye yaşıyoruz? Amacımız ne? Varolma meselesi yani, ruhumuzdaki o kadim sızı... "
"Aşk çok güçlü bir heyecandır, hem derin hem çok yüksek bir duygu yumağıdır. İnsanın yaşama sevincini, enerjisini artıran, gözlerini parlatan, güzelleştiren, sağlık kazandıran ve en önemlisi onu mutlu eden bir duygudur. Tıpta hastalıkları iki gruba ayırır doktorlar; akut ve kronik diye. Akut hastalıklar ani başlar ve riski yüksektir. Kronik hastalıklar yavaş başlar, sonra da uzar gider. Aşk akut bir hastalıktır. Ani başlar ve çok gürültülü seyreder. Tansiyon yükselir, kalp hızlanır, nefes alış verişler sıklaşır, yanaklar pembeleşir, vücut ısınır. Böyle akut bir duruma insanoğlu bir ömür nasıl dayansın? Böyle bir heyecan yıllar boyu sürecek olsa, kalbimiz ne çok zarar görürdü bu durumdan. İnsan, her duruma uyacak şekilde yaratılmıştır. Yani uzun lafın kısası zamanla bu duruma beden ve ruh uyum sağlar ve aşık olunan kişi karşısında duyulan eski heyecanlar yavaş yavaş kaybolur. Ve aşk kronikleşir... Kronikleşince de aşk olmaktan çıkar sevgiye, güvene, huzura ve alışkanlığa dönüşür. "
Yok sayılmak çocuklukta tehlikeli bir duygudur. Ebeveyni, özellikle annesi tarafından ihmal edilen, yeteri kadar özen ve şefkat gösterilmeyen çocuklara anne tarafından verilen mesaj tam da budur; "Sen yoksun!"
İşte anneleri tarafından bu mesajı alan çocuklar büyüdükleri zaman bu tür mesajlara karşı çok hassas olurlar. Dikkatler hep onların üzerinde olsun ister,olmayınca da çok kırılırlar. Bir kısmı da hepten küser dünyaya.