Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar kitabını yazmasına vesile olan kitap.
Bu kitap hakkında nasıl bir yorum yapacağımı bilmiyorum açıkçası. Çünkü önceden okuduğum kitaplara benzemiyor. Dili, türü, konusu benim için gerçekten farklıydı. Hangi kitapla kıyaslasam pek emin değilim ama sanırım Albert Camus’un “yabancı” kitabına benzeteceğim. Kitabın geneline hakim olan karamsarlık biraz içimi bunalttı. Gerçekten de 190 sayfanın tamamı bir adamın başıboşluğunu anlatıyor. Daha derin anlamları da var mıdır bilmiyorum ama benim en sevdiğim kitap olduğunu söyleyemeyeceğim. Dünya klasiklerinde olan o dil ve betimlemeleri bulamadım. Ayrıca başkahramanı sürekli olarak kadınlara cismani olarak yaklaşımı ve üslubunu beğenmedim. Daha güzel kitaplar okumuştum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Herkesin işleneceğini bildiği bir cinayetin öyküsü.”
Kitaba ilk olarak bu cümle ile başlıyorsunuz ki beni ilk sayfadan itibaren heyecanlandıran bir kitaptı. Namus adı altında işlenecek bir cinayetin herkes tarafından bilinmesi ama ne kadar çok kişi bilirse suçluluk duygusunun o kadar azaldığı bir öyküydü.
Suçu işleyen kardeşler cinayet hakkında tüm gerçekleri önlerine çıkan herkese anlatsalar bile KADER adı altına kimsenin kurtaramadığı bir insan hayatının hikayesi.
Benim için kitap merak uyandırmayan çünkü sonunu ilk sayfada anlatan bir romandı. Buna rağmen kitabı bir günde bitirdim. Dili çok akıcı, konusu gerçekten güzeldi.