"Setterhan, kahvehane mahallenin kalbidir. Kahve çalıştırmak da o kalbe kan devretmektir. Herkes kahveci olamaz çünkü sadece çay demleyip askı çevirmekle kahveci olunmaz. Bu işin edebi âdâbı, usulü erkânı vardır. Bu meslek yiğitlik, gözüpeklik, namuskârlık himayekârlık ister. Yeri gelir fukara babası, yeri gelir mahallenin kabadayısı olmak ister."
....
"Ama unutma, arasında gezdiğin üzerine eğildiğin masalarda dilsiz, ağsız ve de kulaksız olacaksın. Kimsenin konuştuğunu ne duyacak ne de duyduğunu anlatacaksın. İyi çay demlemek, kallâvi kahve köpürtmek kadar kahveciliğin bir şartı da budur."
Plutarkhosa göre İskender, Yunan teolojisinin Hindistan kadar uzak bölgelerde bile okutulmasını sağlamış, bunun sonucunda ise Olimpos tanrıları Asya'da saygı görmeye başlamıştı. Pers diyarında ve ötesinde yaşayan genç erkekler, Homeros okuyarak ve Sofokles ile Euripidesin trajedilerini icra ederek büyürken, İndus vadisinde Yunan Dili ogretiliyordu. Büyük edebi eserler arasında ödünç almaların görülmesinin sebebi bu olabilir. Mesela Sanskrit destanı Ramayana'da sitanin ravana tarafından kaçırılması temasının doğrudan Helenin truvalı Paris tarafından kaçırılmasını yansıtarak İlyada ve Odysseia'ya borçlu olduğu öne sürülmüştür. Etkiler ve ilham diğer yöne doğru da akıyordu; bazı araştırmacılar Aeneis'in de Mahabharata gibi Hint metinlerinden etkilendiğini savunmuştur.