7/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:56
Okurken huzursuz olduğum kitaplar listesine bunu da ekliyorum. Tıpkı 'Dönüşüm' kitabı gibi.. "Bizim hayata karşı duyduğumuz yabancılaşma, canlı hayattan tiksinecek, onun ismini bile duymak istemeyecek derecededir. " Kendine karşı o kadar içe dönük ve o kadar eleştirel bir bakış açısı geliştirmiş ki, yaptığı davranış ya da düşüncesi her ne olursa olsun kendini en berbat durumda hissediyor ve tabi neticede aynı doğrultuda toplumsal karşılığını alıyor. Kendini, kendince yaşamın tadını alan orta sınıf düşünce tarzında olmadığını, ya hep ya hiç düşünme tarzında olduğunu ifade ediyor fakat bu ister hep ister hiç zamanında olsun yine her hareketini rezilce bir içsel algıdan kurtarmıyor. Kendisine karşı bu kadar düşmanca tutum sahibi bir kişinin etrafında dost diyebileceği bir kişinin bile olmaması çok normal. Edebi olarak duyguları derinlerden çıkarıp idrak düzeyine uygun ve akıcı bir dil kullanması, zaten kendinin de ifade ettiği gibi ustalık alanı. İyi okumalar dilerim..
Duygu ve Düşünce
Yer Altından NotlarFyodor Dostoyevski · Gençlik ve Spor Bakanlığı · 2019159,8bin okunma
9/10
··
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:40
Yazarını Instagram’da keşfedip severek takip etmeye başladıktan sonra kitabını da büyük bir keyifle okudum. Akıcı anlatımı ve akademik dilden uzak üslubu sayesinde, benim gibi pazarlama alanında temel düzeyde bilgiye sahip olanlar için oldukça anlaşılır ve keyifli bir eser olmuş. Kısa sürede, bir solukta okuyabileceğiniz bir kitap. Tavsiye ederim
Bu Senin Hayatın mı?Hubeyb Karaca · Kronik Kitap · 202618 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Nilgün Bodur'un Yanlışlıktan Değil Yalnızlıktan adlı kitabı, modern ilişkileri, yalnızlığı ve insanın kendisiyle kurduğu bağı sorgulayan, deneme ve anı türünün iç içe geçtiği samimi bir eserdir. Kitap, klasik bir roman gibi başı ve sonu belli bir olay örgüsü sunmaz. Bunun yerine yazar, kendi yaşamından izler, çevresinde gözlemlediği ilişkiler ve okurlarından gelen hikâyeler üzerinden günümüz insanının en büyük korkularından biri olan yalnızlığı ele alır. Kitabın adı da bu düşüncenin merkezindedir. Nilgün Bodur , insanların çoğu zaman yanlış seçimler yapmasının sebebinin bilgisizlik ya da dikkatsizlik değil, yalnız kalma korkusu olduğunu savunur. Ona göre birçok insan, sırf hayatında biri olsun diye kendisine iyi gelmeyen ilişkileri sürdürmekte, değer görmediği hâlde vazgeçememekte ve zamanla kendi benliğinden ödün vermektedir. Kitap boyunca yazar, sevginin insanı tamamlayan değil, zaten kendini tamamlamış iki insan arasında yaşandığında sağlıklı olabileceğini vurgular. Kendisini yeterince sevmeyen bir insanın sürekli karşı taraftan ilgi beklediğini, bunun da zamanla bağımlı ilişkilere dönüştüğünü anlatır. Bir ilişkinin bitmesinin her zaman başarısızlık anlamına gelmediğini, bazen ayrılığın insanın kendisine duyduğu saygının bir göstergesi olduğunu ifade eder. Bu nedenle kitapta ayrılıklar yalnızca acı veren olaylar olarak değil, insanın yeniden kendini keşfetmesine fırsat tanıyan süreçler olarak değerlendirilir. Nilgün Bodur, eserinde sık sık geçmişte yaptığı hatalara da değinir. Kendini ikinci plana attığı zamanlardan, karşısındaki insan değişir umuduyla beklediği dönemlerden ve sonunda bunun kendisini nasıl yorduğundan söz eder. Ancak bunu bir pişmanlık hikâyesi olarak değil, okurun aynı hataları yapmaması için paylaşılmış deneyimler şeklinde sunar. Samimi anlatımı sayesinde okuyucu, yazarın
Edebiyat
Yanlışlıktan Değil YalnızlıktanNilgün Bodur · Destek Yayınları · 2019517 okunma
Gözümde Canlanan Melankoli: Bütün Şiirleri
9/10
·192 syf.··
2026 65. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:20
Ahmet Haşim’in Piyâle ve Göl Saatleri dâhil tüm dizelerini toplayan bu eser, beni derin bir hayranlık ve hüzün içinde bırakan muazzam bir şaheser oldu. Şairin yalnızlığı ve mısralara sinen o yoğun keder beni gerçekten çok üzdü, okurken resmen içim burkuldu. "En güzel şiirler, manalarını okuyucunun ruhundan alan şiirlerdir" diyen Haşim’in, dış dünyayı kendi ruh prizmasından geçirerek kurduğu o melankolik atmosfere bayıldım. İlk etapta ağır ve alaturka gelen o yoğun dil, her dizede arkadaki sözlüğe baka baka adeta bir bulmaca çözer gibi okunduğunda, insanın ruhuna dolan saf bir estetik ziyafete dönüşüyor. Şairin asıl amacının anlaşılmak değil, "duyulmak" olduğunu bilerek sayfaları çevirmek, o gizemli musikiyi kalbimin derinliklerinde hissettirdi. İlk şiirlerinden son şiirlerine doğru dildeki o muazzam sadeleşme evrimini tek bir kitapta görmek ise eserin edebi değerini gözler önüne seriyor. Sonuç olarak; aceleye getirilmeden, sindire sindire ve her kelimesinin üzerinde aşkla düşünülerek okunması gereken bu kitap, şairin iç burkan hüznüyle kalbinize dokunacak ölümsüz bir klasiktir. #bütünşiirleri #ahmethaşim #kaprayayıncılık #türkklasikleri #şiir #kitapincelemesi #1000kitap #okudumbitti #kitaptavsiyesi #edebiyat #sembolizm
Şiir
Bütün ŞiirleriAhmet Haşim · Kapra Yayıncılık · 20211,479 okunma
Edebi Derinlik ve Okuma Deneyimi Üzerine
7/10
·126 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 08:12
Bir kitabı okurken benim için belirleyici olan, anlatılanların ahlaki sınırları ya da karakterlerin tercihleri değildir. Ben, bir metnin taşıdığı ebedi derinliğe ve yazarın o evreni nasıl inşa ettiğine bakarım. Goethe’nin Genç Werther'in Acıları adlı eseri, tam da bu yönüyle beni içine çeken, tutkulu ve melankolik bir yolculuktu. Goethe'nin kalemi, betimlemeleri ve kurduğu dil gerçekten çok etkileyici. Ancak dürüst olmam gerekirse, kitabın akıcılığı konusunda biraz zorlandım. Eserin çevirisinden kaynaklanan pürüzler mi, yoksa kurgudaki kopukluklar mı emin değilim; ama kitap oldukça kısa olmasına rağmen bitirmem üç günümü aldı. Tabii bu okuma sürecinde, o döneme denk gelen yoğun iş tempomun (karne işleri ve benzeri sorumluluklar) da üzerimde ciddi bir etkisi oldu. Yine de bu deneyim benim için çok kıymetliydi. Goethe’nin kaleminden okuduğum bu ilk eser, yazarın neden dünya klasikleri arasında başı çektiğini bana gösterdi. Çevirinin ya da kurgusal yapının yarattığı o ufak tefek pürüzleri bir kenara bırakırsam, Werther’in o sarsıcı dünyasında iz bırakan bir edebi derinlik bulduğumu söyleyebilirim. Edebiyatın "doğru" olanla değil, "güzel" olanla ilgilenenler için Werther, üzerinde durulması ve mutlaka okunması gereken bir başyapıt. Şimdi aklımda şu soru var: Goethe’nin diğer eserlerinde bu edebi derinlik nasıl bir form kazanıyor?
İnceleme
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma
Puan vermedi·293 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
Hamnet benim için hayranlıkla sıkılmanın aynı anda mümkün olduğunu gösteren kitaplardan biri oldu. Bitirdiğimde uzun süre etkisinden çıkamadım ama okurken bazı bölümlerde elim sürekli sayfa sayısına gitmedi desem yalan olur. Maggie O’Farrell öyle bir dil kurmuş ki bazı cümlelerin üzerinde durup tekrar okumak istedim; özellikle yasın, kaybın ve aile içindeki görünmez bağların anlatılışında gerçekten çok güçlüydü. Fakat olay örgüsünden çok duyguların ve atmosferin ön planda olması nedeniyle zaman zaman durağanlaştığını da hissettim. Kitabın en sevdiğim yanı ise Hamnet’in hikâyesini anlatırken aslında bir çocuğun ölümünden çok, geride kalanların sessizce parçalanışını anlatmasıydı. Agnes karakteri özellikle aklımda kaldı. Doğayla kurduğu bağ, insanları sezgileriyle okuyuşu ve toplumun ona biçtiği role sığmayan yapısı onu unutulmaz kıldı. Shakespeare’in ise merkezde olmamasına rağmen her sahnede hissedilen bir gölge gibi durmasını çok etkileyici buldum. Yazarın onu bir dahi olarak değil, hataları ve eksikleri olan bir eş ve baba olarak göstermesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim; eğer hikâyede sürekli bir hareket, olay veya yüksek tempo arıyorsanız Hamnet sizi zorlayabilir. Çünkü bu kitap yaşananlardan çok hissedilenlerle ilgileniyor. Bazen bir bakışın, bir sessizliğin ya da bir odanın içinde dolaşan kederin sayfalarca anlatıldığı oluyor. Ben o edebi atmosferi çok sevdim ama yer yer hikâyenin biraz daha toparlanmasını ve ilerlemesini de istedim. Yine de kitabı kapattığımda aklımda olaylardan çok duygular kaldı. Sanki bir roman değil de, yıllar önce yaşanmış büyük bir acının yankılarını dinlemiş gibi hissettim. Her kitabı severken kusurlarını unutmak gerekmiyor; Hamnet benim için hem hayran kaldığım hem de zaman zaman sabrımı sınayan
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma