Araba Sevdası, Bihruz'un kendi yarattığı hayal dünyasıyla gerçeklik arasındaki karşıtlığa dayanan, yalanlar üzerine kurulu bir roman. Bihruz Bey kendisine ait olmayan bir hayatı yaşar. Dışarıya aksettirdiği kişiliği de sahtedir. İnsanlarla birlikteyken gayet beyefendi, özenli ve dikkatlidir. Gerçek bir hayatı, düşünceleri, beğenileri olmadığı için hayatını ayrıntılarla zenginleştirmeye çalışır. Ezberlenmiş, eğreti bir dille konuşur.
------
Romanın başında Bihruz Bey cahil, gösteriş meraklısı, müsrif olması yönüyle dönemin diğer romanlarındaki alafranga, züppe tipine benziyor. Perîveş Hanım'a tutulduktan sonra yavaş yavaş tabiatı değişiyor. Suskun, düşünceli, kederli bir adam oluyor.
Bu noktada Recaizade Batı'ya özenmenin başka bir şeklini göstermiş. Bihruz Bey'in züppeliğiyle alay etmiyor, özendiği hayali aşk hayatıyla alay ediyor. Bihruz'un yaşadığı aşkın kaynağı da aslında romantik Fransız edebiyatı.
Bihruz bu romanların kahramanlarına hayrandır ve onlara özenir. Periveş'e rastlamadan önce okuduğu romanda karakterin aşkından verem olup ölmesinden etkilenir. Periveş'le konuşmalarını kafasında bir aşk romanının başlangıcı yapar. Kızın tifo'dan öldüğünü duyduğunda kendisi yüzünden verem olup öldüğüne inanır ve kendi kafasında onun acı çeken sevgilisi olur. Bu durumdan zevk alır. Romanın sonunda Periveş'i görüp ölmediğini anlayınca sevinemez, kurduğu hayal dünyası yıkılır, kendisini boşlukta bulur.
Bihruz bütün sahteliği, yapmacıklığıyla yazarının kuklası olmaktan kurtulmuş gerçek bir karakter ve roman yalanlarla aslında dönemin hakikatini anlatıyor. Sonu da dönemin diğer romanlarından farklı olarak belirli bir sona bağlanmıyor.
Ben okurken çok keyif aldım. Fransızca kelimelerin fazla kullanılması zaman zaman sıksa da Bihruz'un kendi dili olduğu için yine yazarın