Ahmet Altan’ın Tehlikeli Masallar adlı kitabı, bireyin iç dünyasıyla toplumun dayattığı kalıplar arasındaki çatışmayı merkezine alıyor. Eser, derinlerdeki aşkın, tutkunun, özgürlük arzusunun ve yasakların sınırlarını sorgulamaya itiyor okuyucuyu.
Altan, anlatımında hem masalsı bir atmosfer hem de psikolojik gerçekçiliği birleştirmiş. Her arayış ve inanış, insanın bastırılmış arzularına, korkularına ve iç çelişkilerine ayna tutuyor. Bu yönüyle kitap, aslında “tehlikeli” olanın insanın kendi içindeki karanlık yanlar olduğunu söylüyor bizlere..
Altan, cinselliği cesur biçimde işlerken Tehlikeli Masallarda bunu bedensel olduğu kadar duygusal bir özgürlük alanı olarak da sunuyor okuyuca ve aşkın sınır tanımazlığı, toplumsal normların ötesine geçmesi üzerine romanını kuruyor.
Roman tekniği bağlamında bakacak olursak eğer iç monolog ve bilinç akışı tekniğini yazarın ustalıkla uyguladığını görüyoruz, herkese keyifli okumalar dilerim :))
Kafası çalışan, aklı başında bir insan kendine karşı sınırsız derecede titiz değilse, kimi zaman da kendini nefret edercesine küçüksemiyorsa gururlu değildir.
Ama bir durum vardır, yalnızca bir durum vardır ki, insan inadına, bilinçli olarak, kendisi için zararlı, aptalca olanı da isteyebilir, hatta özellikle en aptalca olanı... Bunu özellikle, kendisi için en aptalca olan bile olsa, istemek hakkına sahip olmak, kendisi için yalnızca iyiyi istemek zorunluluğunu üzerinden atmak için yapar.