edebikitap

edebikitap
@edebikitapcom
kitap, film, yazarlarla söyleşi gibi çalışmalarımın olduğu ve bunları web sitemde yayınlayarak okuyucuya ulaştırma amacında olan biriyim. Okumayı seviyorum.
SONER YALÇIN SAKLI SEÇİLMİŞLER ESERİNE BİR DEĞİNİ
Puan vermedi
Soner Yalçın, önemli araştırmacı, gazeteci ve yazardır. Önceki birkaç kitabını daha okumuş fakat en ciddi araştırma ve kaynaklarla anlatım sağladığı kitap “Saklı seçilmişler” olduğu için bu eserin takrizini yazmaya karar verdim. Yazar, araştırmalarının hepsini kaynaklarla, dipnotlarla ve açık bir şekilde izah etmektedir. Takrizimizin altına uzun uzun ve tek tek kitaptan not aldığım ve başkalarına da faydalı olmak adına yazdığım bölümler olacaktır. Bu bölüme geçmeden önce yazar hakkında ve kitap hakkında bilgi aktaralım; Hüseyin Soner Yalçın 1 Ocak 1966 Çorum doğumludur. Aydın sol grubundan olduğu bilinir. Çeşitli gazetelerde çalışmış ve televizyon programları sunuculuğu yapmıştır. “Asosyal” olduğu için hakkında komplo teorileri üretilmesine sebep olmuştur. Araştırmalarını farazi değil, olaylara ve gerçekliğe dayandırarak yapar. Şahsi görüşümce “kesilip atılacak tırnak” değildir. Değerlidir ve gerçekleri görmek adına sığ olmamak adına okunulması gerekilen değerli bir “yazar”dır. Derin devlet ilişkileri, kirli siyaset işleri gibi söylentilere itibar etmeden insanlığa sağladığı katkı ve kaleme aldığı bilgileri değerlendirmekte yarar görüyorum. Saklı Seçilmişler kitabı, insan sağlığı üzerinden oynan oyunları, asıl ve gerçek anlamda siyasi çirkefliği, para kazanmak için yapılan gıda hilelerini, öz buğdayımızın gdo’lu bir yabancıya dönüşümünü, tarım gıdalarının insanları hasta etmesini sağlamak için kurulmuş milyon dolarlık laboratuvarları, “insanlık için” kurulmuş devasa vakıf ve dernekleri! Ve daha nicelerini kaynaklarıyla, dipnotlarıyla birer birer açığa çıkarmıştır. Bunun yanı sıra bu eser “bilinçlenmek ve bilmek” adına okumanız gerekilen bir eserdir. Ben 484 sayfa kitabın her sayfasını, her cümlesini okudum. Sıradan bir okuyucu olmadığım gibi takriz, tenkit
Düşünce
Saklı SeçilmişlerSoner Yalçın · Kırmızı Kedi · 20183,380 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
KİTAP YORUM: FİLİZ KALKIŞIM ÇOLAK Aile kavramı günümüze değin tüm toplumlarda kutsal sayılmış saygı görmüş bir müessesedir. Aile elbette evlilik öncesi başlanılan bir süreçle başlıyor. İki insan tanışıyor ya da tanıştırıldıktan sonra bir müddet görüşüyor ve nitekim evlilikle esas süreç başlamış oluyor. Flört süreci kısa olabilir ya da olmayabilir. Evlilik aşk evliliği ya da görücü usulü şeklinde olabilir. Burada önemli olan süreçten ziyade insanların birbirini yeterince tanıyıp tanımadığıdır. Tanımaktan kastımız ise kişilerin birbirinin istek ve arzularına saygı gösterip göstermediğidir. Birbirini kalıba koyması bir tarafın daha baskın olması diğer taraf üzerinde ezici üstünlük kurması sağlaması değildir. Kişilerin birbiriyle her yönden anlaşması ortak fikirde buluşması gerekir. Eğer bu sağlanamazsa o evlilik yıkılmaya ya da zoraki yürütülerek evlilik kurumunu yıpratmaya sebebiyet verir. Dolayısıyla ortada çocuk varsa ve çocuk aile içi şiddete maruz kalarak büyüyorsa çocuğun ileride yaşayacağı travmalar kaçınılmazdır. Mutsuz evlilikler mutsuz çocuklara, ruhsal sağlığı bozuk, ahlaki değerleri zayıf, kendisine ve topluma zarar veren yetişkinliğe yol açarken toplumsal ahlaki yapının çökmesine de neden olacaktır. Aile kurumunda kadın üstüne düşen görevi erkek üstüne düşen görevi yerine getirmek için çabalarsa sorunlar en aza indirgenir ve evlilik kurumu daha sağlam temellere oturtulur. İşte bu bağlamda sözü daha fazla uzatmadan “Kocamı Ben Öldürdüm” isimli kitabımıza getirmek istiyorum. Tüm bahsettiğimiz olguları fazlasıyla sorgulayacağınız kitabımızın tam olarak gündeme uygun öyküsüydü Kocamı Ben Öldürdüm. Sosyal medyadaki çarpıklıklar, yaşanılan ahlaksız ilişkiler, sanal çirkeflikler toplumun ahlak yapısını ciddi anlamda tehdit eden ilişleri ister istemez hepinizin
Edebiyat & Roman
Kocamı Ben ÖldürdümVeysel Altunbay · Kırmızı Leylek Yayınları · 20214 okunma
Kuran, İncil Ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni - Muazzez İlmiye Çığ
Puan vermedi
Bu yazımızda geçmişten geleceğe en önemli köprü olan Muazzez İlmiye Çığ’ın “Kuran, İncil Ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni “ isimli eserini inceleyeceğiz. Muazzez İlmiye Çığ (Sağlıklı ömür dilerim) yaşayan en önemli tarihlerden biridir. Onun değerini bilmek “Hariri’nin makamat”ını bilmek gibidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün inceleme ve araştırmaları neticesinde Sümer diline olan ilgisi ve bu konuda araştırmalar yapılmasını istemesiyle başlayan bir süreç sonunda Muazzez İlmiye Çığ günümüze sadece çiviyazısını kazandırmamış bunun yanı sıra birçok karanlıktaki ücra köşelere de ışık tutmuştur. Bu bağlamda yazarın inceleyeceğimiz kitabı üzerinden dönem hakkında notlar alacağız. Sümer tarihi incelendiğinde karşımıza Ön Türkler çıkmaktadır. Orta Asya’dan göç eden Türklerin bölgeye gelmesi ile gelişen bir medeniyet ve bu medeniyetin günümüze kadar ulaşan birçok benzerliklerini görmekteyiz. Peki, Sümerlerin neler yaptıklarına bakalım; -Barajlar -Kubbe yapılar -Yılın 365 gün olması -12 ay -Cebir -Yazı -Çarpım tablosu -Burçlar Sümerlerde Din Din konusunun önceliği Tanrı inancına bağlıdır. Bu yüzden Sümerlerde ortaya çıkan ilk inanışın Tanrı inancıyla başladığını söylemek gerekiyor. Onların yarattığı her Tanrı’nın ayrı bir görevi ve her Tanrının insan görünümünde olduğunu belirtelim. Fakat yüzlerce Tanrıları olsa da en önemli Tanrıları şunlardır; - Güneş Tanrısı: Uta
Din
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki KökeniMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20205,3bin okunma
JANE BOWLES ile AÇIK HAVADA BİR GÜN
Puan vermedi
Jane BOWLES, karanlık bir dünyanın yırtık penceresinden içeriye süzülen bir ışık huzmesi gibi bir yaşama sahip Amerikalı bir yazardır. Kişisel tercihi elbette bizi ilgilendirmez fakat Frida Kahlo gibi o da iç dünyasında yaşayan ve yaşadığı alanı daraltan biridir. Kocası gibi kendisi de eşcinseldir. Kahlo’da ise Salvador evli olmasına rağmen başka kadınlarla birlikte olmaktan vazgeçmeyen biridir. Bu ikisini neden birbirine benzettim bilmiyorum! Fakat ikisinin de benzer özellikler daha doğrusu ruh hallerinin ikizliğini gördüğümü itiraf etmeliyim. Jane Bowles yazmanın ağırlığını yaşamış bir yazardır. Zaten döneme damgasını vuran “ Ağırbaşlı iki hanımefendi” kitabı, “Yazlık Evde” isimli oyun ve “Açık Havada Bir Gün” isimli öykü kitaplarından başka bir çalışması yoktur. Tabi kırk yaşında hastalıklarına bağlı ölümünün ardından tamamlanmamış iki kitabı kalmıştı; Massachussetts’e Gidiş, Dışarıdaki Dünyada. Açık Havada Bir Gün isimli 6 öyküden oluşan kitabı gerçekten de açık havada okunmasını tavsiye ediyorum. Daha rahat ve en azından yazarın karanlık ruhunun izlerinden az da olsa uzaklaşarak okumak daha bir hoş olacaktır. Hikâyelerinin kısa ve vurucu olması etki yaratsa da ani bitimleri ve sonuca bağlanmadan bitişleri öyküden beklenenleri yarım bırakmıştır. İçerisinde bulunan öyküler; -Sade Sefalar ( Çok hoş bir öykü olduğunu söylemeliyim. Kızartılan patateslerin çatırdayan ateş altındaki kokusunu duymamak elde değil) -Her Şey Güzel ( Hristiyanlar ile Müslümanların komşuluklarını ve ilişkilerini anlatır. Elbette bu öykünün en önemli kaynağı yazarın 1948 yılında eşi ile birlikte Fas’a yerleşmesinin etkisi bulunmaktadır) -Bir Guatemala İdili -Cataract Kampı -Açık Havada Bir Gün -Kavgacı İkili (oyun) -Yeşil Çubuk Şeker Eserin hazırlanmasında çevirisi ile neredeyse orijinal
Edebiyat & Roman
Açık Havada Bir GünJane Bowles · Metis Yayıncılık · 200521 okunma
NİHAL ATSIZ DELİ KURT AYRINTILI TAKRİZ
Puan vermedi
Karlı bir gece kağnılarıyla yol alan ve kağnı arabasında bir kadın bulunan iki kişi gecenin karanlığı içerisinde yol alıyorlardı. Kağnıyı süren kişi uykusuz ve yorgun olmasına rağmen dikkatini korumaya çalışıyor arada bir arkasına doğru bakıp tehlikeye karşı temkinli olmaya çalışıyordu. *** Osmanlı padişahlarından Yıldırım Bayazıt Ankara savaşında esir düşüp canına kıyınca gelenek olduğu üzere oğulları beylik davasına düşmüşlerdi. Büyük şehzade Süleyman Bey Edirne’de, ortanca şehzade İsa Bey ise Bursa’daydı. Osmanlı Devletinin başına geçmek için iki kardeş savaşmak zorundaydı. Nitekim öyle de oldu. İsa Bey’in sipahileri az olduğu için çarpışma yenilgiyle bitti. İsa Bey kaçmak zorunda kalmıştı. Fakat o kaçmaktan çok karısı Bala Hatun ve birkaç ay sonra doğacak çocuğunu korumak istiyordu. Biliyordu ki çocuğu doğar doğmaz öldürülecekti. *** İsa Bey, karısını güvenli bir yere saklayacak birine ihtiyacı vardı. Aklında tek bir isim vardı; Çakır. Çakır girdiği bütün savaşlarda cesurca çarpışmış, İsa Bey’i defalarca ölümden kurtarmıştı. Bu zor işi de ancak Çakır başarırdı. Durumu Çakır’a anlattıktan sonra Çakır’ın emaneti müdafaası başlamıştı. Bala Hatun’u anasının köyüne götürecekti. Yola koyuldu. Fakat uzun yollar tekin değildi. Çakır ve İsa Bey’in ölüm fermanı çoktan yazılmıştı. Mehmet Bey’in sipahileri Çakır’ın yolunu çevirdiler. Kanlı çarpışmadan sonra Çakır derviş kılığındaki bu adamları öldürdü. Ölenlerin üstünü arayınca Çapanoğlu Çakır adındaki sipahinin koynunda bir mektup buldu. Bu mektupta Mehmet Bey tarafından Çapanoğlu Çakır’a her türlü yetkiyi verdiği yazıyordu. Çakır bu mektubu işine yarar düşüncesiyle yanına aldı ve yola koyuldu. *** 10 yıl sonra İsa Bey ölmüş, Çakır da Mehmet Bey’in birliğine katılmıştı. Çok hengâmeler atlatmasına rağmen evlenmiş Fatma
Edebiyat & Roman
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma