'Para'diyordu. Para bir çeşit içgüdüdür. Bir insanda para kazanma isteği yaradılışın bir gereğidir. Yaptığınız, hiç bir şey değildir. Bir oyun oynarsınız hep. Kendi yaradılışınızın geçirdiği sürekli bir kazadır bu, bir başladınız mı, para kazanırsınız artık, arkası kesilmeden sürer gider; öyle sanıyorum belli bir sınıra dayanıncaya değin.
Yani kitabı çok beğenmedim açıkçası bir yolculuk haritası geçtiği her yere bir şiir ilistirmiş biraz o yer hakkında bilgi vermiş daha derin hisler uyandırmadı bende ya ben çok duygusuzum ya da her şeyi fazla romantiklestiriyoruz. O kadar da aman aman değildi bence tabi herkes kendine göre yorumlar ama bana çok da bir şey katmadı.Okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim.
Güneşi yiyen çingene dokuz öyküden oluşan sonları insanı şaşırtan daha önce okuduğum öykülere pek benzemeyen bir kitaptı.Buket uzunerle de bu kitap sayesinde tanışmış oldum biraz geç kaldım sanırım... Genel olarak akıcı bir kitaptı.
"Ciddiye almalı gülmeyi ve ağlamayı. Tıpkı hayatın kendisi gibi. Tıpkı düşler gibi... Düş kurmayı bilmeyen, düşlerle beslenmeyi unutmuş kişi kısırdır. Erişilmeyecek hiçbir şey yoktur. Herşey insanın kafasındadır. Tutucu ve katı olmak, insanı ancak yoksullaştırır. Güneş bile erişilmez değil artık!"