Ey benim memleketim, memleketçiğim,
Ey tanımadığım memleket.
Buraya kendiliğimden mi geldim, Yoksa küheylan atım mı beni getirdi?
Hayır, beni, bu yiğidi buraya
Gençliğin coşkunluğu, kabadayılığı, Bir de meyhanenin keyfi getirdi.
Eski Bir Şarkı
Yash adam neredeyse yuz yd boyunca yurumuştu. Yol boyunca pocukluğunu, gençliğını, binlerce zevki ve acıyı, binlerce umudu ve yorgunluğu yaşamıştı. Hafızası, görduğu kadınlar, çocuklar, ulke ter, guneşlerle doluydu. Hepsını çok sevmişti.
Butun bunlar artık çok gerideydı, çok uzakta kaimų, silinmeye yuz tutmuştu. Hiçbiriı, onun ulaştığı dunyanın ucuna kadar gelme mıştı. Artık okyanusun karşısında yapayalnızdı.
Dalgaların kıyısına vardığında durup ardına baktı. Sonsuzca uzayıp giden sisin içinde kaybolan kumun üzerinde ayak izlerini gördü. Her biri uzun yaşamının bir gününe denk geliyordu. Hерsini hatırladı, tökezlemelerini, zorlu zamanları, dolambaçları, mutlu yürüyüşleri, acı çektiği günlerin ağır adımlarını. Her birini düşünüp katettığı yola gülümseyerek baktı.Tam ayaklarını ıslatan karanlık suya girmek üzere arkasını döndüğü esnada bir an duraksadı. Adımlarının yanında tuhaf bir şeyin varlığını görür gibi olmuştu. Dönüp yeniden baktı. Aslında bütün bu yolu tek başına yürümemişti. Adımlarının yanında başkasına ait adımlar vardı. Buna şaşırdı. Yol boyu yanında kendisine bunca yakın ve bunca sadık yürüyen birini hatırlamıyordu. Ona bunun kim olabileceğini sordu. Yüzü olmayan ancak tanıdık bir ses cevap verdi: "Benim."
İlahnı, Tanrı olarak adlandırılan, kendisine hayat vermiş olan insan soyunun yaratıcısını tanıdı. Bu ilahın, insan doğduğu an, onu asla terk etmeyeceğine söz vermiş olduğunu hatırladı. İçini çok yeni ama çok tanıdık bir sevinç kapladı. Çocukluğundan beri böyle bir sevinç yaşamamıştı. Tekrar dönüp baktığında ayak izlerinin bazı günler belirgin bir şekilde birbirine yakın ve paralel olarak uzayıp gittiğini gördü. Bazı günlerse tek bir ayak izi vardı. O gunleri hatırladı. Nasıl unutabilirdi ki? Bunlar yaşamının en kötü, en umutsuz günleriydi. Ne dünya
'Büyümenin her şeyi bilmek, bilgiyle anlamak olduğunu sanıyoruz. Yaşamayı unutuyoruz. Çocuk, andaki deneyimi yaşar düşünmez. Eğer şu an içindeki çocuğun ortaya çıkmasına izin verecek olsan ne yapardın?'
İlk yapmamız gereken şey, kendimizi asla yargılamamak güne kadar yapmış olduğum her şey, anlamam için gerekliydi. Değişimi ve evrilmevi kabul etmek, aynı zamanda geçmişimizi
anlayışla kabullenmektir."