10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 246. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 10:34
Zenginlerle arkadaşlık ederken izzet-i nefsini korumanı, fakirlerle sohbet ederken alçak gönüllü ve ihlas üzere bulunmanı tavsiye ederim. Böyle yapman ve bu yolda yürümen Yaradan’ın azamet ve kudretini temaşa etmeni ve bu temaşanın devamını sağlar. Sebepler zincirinde Allahu Teâlâ’yı zan altında tutma. Bütün gayretinle Allah’a dayanıp sükunet bul. Din kardeşle- rinin haklarını aranızdaki sevgiye dayanarak zayi etme. Miskin ve düşkünlerin sohbetine tevazuu içinde devam et. Sakın edep ve cömertliği elden bırakma. Nefsini öldür ki yaşayasın. İnsanların Allah’a en yakını, ahlaken en güzel olanıdır. Amellerin en üstünü, Allah’tan başkasına iltifat etmemenin sırrına riayet etmektir.
Hayata Dair
Kalbe Dökülen DamlalarAbdülkadir Geylani · Gelenek Yayınları · 2016123 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:01
esselam ey had-ı rah-i Huda nesl-i Ali esselam ey kutb-i alem hacı bektaş-i veli ulu hünkarımız hacı bektaş-i veli, yalnızca tasavvuftaki makamıyla değil, edep ve terbiye yolundaki rehberliğiyle de gönül dergahımızın postundadır. o'nu kimi zaman "eline, diline, beline..." kimi zaman da Makalat'ında olduğu gibi "şimdi, tevhid tac; ibadet gerdanlık..." derken buluyoruz. o nefes vermeyi arzu ettiğinde buğday için ısrar eden miskin yunus'un dizelerindeki inciler gibi o da gönlü yüceltir; Makalat sahibi ulu hünkar buyurur ki: "beyt-i mamur, kabe de var. fakat gönül ikisinden de kıymetlidir. (...) gönül, padişah-ı alem Tanrı'nın nazargahıdır." horasan'ın erenlerinden el almış, baba ilyas'ın kutlu halifesi dün olduğu gibi bugün de herkesçe sahiplenilir, herkes kendi yolundan göstermeyi yahut görmeyi arzular. bugün kendinden yesevilik ya da alevi-bektaşi görüşün temeli olarak bahsedebilmemiz bunun en temel göstergesidir. ancak hayatı ve öğretileri gösteriyor ki o bir tarafa ait olmaktan çok "insan" olmaklığı yüceltmiştir. tevhidden temizliğe, esrardan irfana çok şey onda mevcuttur. şamanist moğollar ve kapadokya bölgesinde yaşayan hristiyanların ihtidasına çaba göstermiştir. hatta bu yörede kendinden aziz charalambos adıyla bahsedilmiştir. Makalat'ında buyurur ki Çalap Tanrı ne yaratmışsa insanda vardır ve kişi kendini bilmeklikle Rabbını bilir. kişi Rabbını bilmekle kemale erer çünkü bütün kemalat O'ndadır. akıl nuru kimin gönlünde varsa o hoştur, kimde yoksa onun Çalap Tanrı katında yeri yoktur. ilim aynaya benzer, kim aynaya bakarsa iyi yanını gördüğü gibi kötü anını da görür, kendi ayıbını gören başkasını ayıplamamalıdır. şeytanın korktuğu üç nesnedir: sabır, utanmak, kanaat. bunlar aklın hasekisidir, bunlar gelince gönülden açgözlülük ve iki yüzlülük
Makalat (Hacı Bektaşı Veli)Mahmud Es'ad Coşan · T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı · 199039 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bazı büyük hatalar yapabilirsin. Çünkü çok masumsun.
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2022 16:21
"Bir gün doğru yöne doğru da gideceğiz en nihayetinde..." Kitabın önsözünde bulunan, yazarın kendi kaleminden küçük bir kısımla başlayacağım... "Aslında en başta anlamam gerekirdi fakat şimdi açık bir şekilde görebiliyorum ki kaleme aldığım bu kısa eserimde hiçbir şekilde eleştirel bir tavır takınmamış hatta ölçüyü tamamen kaçırarak son derece şairane bir tutum içerisinde bulunmuştum. Bütün bu olanlardan uzun bir süre sonra o dönemin ne kadar da kendine özgü bir karmaşası olduğunu düşündüm..." Henry James, 1907 Kitap temelde romantik bir tanışma ile 'kültür çatışması' üzerine kurulmuş. Özgür ruhlar ülkesi Amerika ile katı kurallar ve aristokrasi merkezi Avrupa kültürünün çatışmasını alt metinde çok rahat hissediyorsunuz. İki gencin merkezinde olduğu romantik ama eleştirel bir kitap. Çok güzel, aşırı zarif, akıllı, hazır cevap, fikri ağzında, sivri dilli, açık sözlü ve oldukça göz alıcı bir bayan Daisy Miller ... Çok fazla an'ı yaşayan birisi an'da kalan birisi. Milletin ne dediğini zerre önemsemeyen, kendine güveni yüksek olan bir karakter. Etrafının ne düşündüğüne hiç takılmadığı gibi kendi karakterinden dolayı, onu ayıplayan herkese de çatır çatır cevabı veriyor. ( Bu kısımlar beni keyiflendirdi yalan yok. ) Diğer tarafta ise Winterbourne... Yakışıklı, ağır başlı, kibar, tam bir salon beyefendisi... Kitap boyunca Daisy hakkında sürekli ikilemde kalıyor. İçinde Daisy'yi nereye koyacağını bilemediği için teyzesinin olumsuz fikirlerine de maruz kalıyor... -> 'Son derece cahiller, görgüsüzler ancak o kadar masumlar. İnan bana kötü insanlar değiller.' (s60) Winterbourne teyzesine karşı savunma yapıyor... Teyzesinin olumsuz propagandaları sebebiyle Winterbourne ve Daisy istedikleri yakınlaşmayı sağlayamıyorlar. Katı kurallar, adetler, gelenekler,
Daisy MillerHenry James · İthaki Yayınları · 20191,480 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2022 17. kitabı
Bugünün kayınvalideleri dünün gelinleriydi. Bugünün gelinleri de yarının kayınvalideleri olacaklar. Ey yâr, Allah seni senin gibi gelinlerle lütuflandırsın.(Koca Duası ) ​İlk öğreteceğiniz kelime "Allah" olsun. İlk cümle ise "La ilahe illallah." Çocuğun tertemiz zihni kelime-i tevhid ile beslensin. Yıllar geçse bile tevhidin eseri görülecektir. Onu kötü sözden ve arkadaştan, ateşten korur gibi koruyun. Hayat boyu lazım olacak en önemli mutluluk azığı olan iffetini unutma. Onu da sandığına koy. Koy ki hem sana hem de senden olanlara lazım olacak. İffet ve hayâ erkeklere ve kadınlara en çok lazım olan erdemdir. Günlerden bir gündü. Günlerden o gün geldi ve sen de hayata gözlerini açarak dünya tarihine adını kazıdın. Senden önce dünyaya gelenler gibi ve senden sonra dünyaya gelecek olanlar gibi, sen de yaratılanların arasında yerini aldın. Annene, babana Allah'ın lütfuydun. İstedikleri, bekledikleri, dualarıydın. Sen eşinle geçireceğin zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor musun? Onunla muhabbet etmek, verimli zaman geçirmek ona yapabileceğin en büyük ikramdır. Dünyaları versen elde edemeyeceğin sevinci, birlikte geçirdiğin o tatlı vakitle elde edersin. Mutlu edersen mutlu olursun. Giderek sana benziyor değil mi? Aynı baban gibisin, diyerek ona bir kere daha sarılıyorum hep. Sana kızarak, bak işte senin çocuğun, demedim hiç sana. Sende olan her güzeli ona verdin hep. Sen de bana benzetirsin hep biliyorum, annen gibisin, dersin, annen gibi saf ve duru. Şımartır beni sözlerin, şımarmayı bile beceremeyen beceriksiz halimle şımarmayı denerim. Eşinin davetini geri çevirme. Onu şeytanın tuzağına düşürmüş olursun. Eşlerin birbirinin ihtiyacına cevap vermemesi onları yanlışa sürüklemektedir. Bir anlık gafletle eşini aldatmaya kadar gidebilir. Burada sebep olan da yapan
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018869 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 9. kitabı
Ruhun Zarif Direnişi: Pür İhtimamın Kalbe Dokunan Yolculuğu Modern dünyanın hoyrat gürültüsü içinde insanın en çok kaybettiği şey belki de incelik… İşte bu eser, tam da o kaybın ortasında, sessiz ama derin bir çağrı gibi yükseliyor. Daha ilk satırlarından itibaren okuyucuya sadece bir bilgi sunmuyor; adeta bir hâl, bir duruş, bir ruh terbiyesi teklif ediyor. Sayfalar ilerledikçe fark ediliyor ki bu kitap, okunacak bir metinden çok hissedilecek bir yolculuk… İnsanın kendi içine dönüp “Ben ne kadar zarifim, ne kadar dikkatliyim, ne kadar insanım?” sorularını sormasına neden olan içli bir yüzleşme. Eser, nezaketi yüzeysel bir görgü kuralı olmaktan çıkarıp bir medeniyet meselesi hâline getiriyor. Geçmişin zarif izlerini bugünün yorgun ruhuna taşıyarak, insanın kökleriyle yeniden bağ kurmasını sağlıyor. Atalarımızın sükûnetinden vakur duruşuna uzanan örneklerle, nezaketin aslında bir karakter inşası olduğunu hatırlatıyor. Gündelik hayatta fark etmeden kırdığımız, hoyratça tükettiğimiz o ince duygular; bir cümlenin tonunda, bir bakışın derinliğinde, bir susuşun anlamında yeniden hayat buluyor. Kitap, en sıradan anları bile bir edep sahnesine dönüştürerek okuyucunun kalbinde unutulmuş hassasiyetleri tek tek uyandırıyor. Ve belki de en çarpıcı yanı, nezaketi bir zayıflık değil, güçlü bir irade biçimi olarak sunması… Bu yönüyle eser, insanı bahanelerin arkasına saklanmaktan çıkarıp “rağmen” diyebilen bir duruşa davet ediyor. Sayfalar kapandığında geriye sadece güzel cümleler değil; insanın içinde yankılanan derin bir eksiklik hissi kalıyor. Çünkü bu kitap, insana yalnızca nasıl davranması gerektiğini değil, nasıl bir insan olması gerektiğini fısıldıyor. “Pür ihtimam”, burada bir kavramdan öteye geçiyor; bir hayat biçimi, bir vicdan hassasiyeti, ruhun zarif ama kararlı bir
Pür İhtimamNilhan Osmanoğlu · Aile Yayınları · 202686 okunma
Derin Düşüncelerde Kaybolan "Şeyler"
10/10
·463 syf.··
2026 8. kitabı
·
981 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 17:42
Hayatımda öyle kitaplar oldu ki, onları elime aldığımda okumaya başlamadan önce bile insanı düşündüren bir ağırlıkları vardı; “Kırk Ambar” da benim için öyleydi. Açıkçası, inceleme yazmaya otururken bir an tereddüt ettim. Kitap öyle derin, öyle yoğun bir metin ki, her cümlesi bir düşünsel yolculuk başlatıyor; bu kadar büyük bir eser karşısında kendi kelimelerimin yetersiz kalacağından korktum. Ama sonunda oturdum ve günlerce üzerinde durduğum notlar, düşünceler ve tekrar tekrar okuduğum pasajlar sayesinde, kendimi bu incelemeyi yazarken kitabın ruhuna dokunuyormuş gibi hissettim. Okuyucu olarak sorayım size: Hayatınızda öyle kitaplar oldu mu ki, onları elinize aldığınızda sadece okumuyorsunuz, içine giriyorsunuz, durup durup nefes alıyorsunuz, kendi yanlışlarınızı fark ediyorsunuz ve zaman zaman kendinizi tartıyorsunuz? “Kırk Ambar” benim için böyle bir kitaptı. İlk bakışta birikmiş yazıların toplamı gibi görünebilir, ama her deneme, her cümle özenle seçilmiş ve bir amacı var; okuyucuyu kendi iç dünyasına bakmaya zorlayan bir zihin yolculuğu. Cemil Meriç’in hayatı bu kitapla paralel ilerliyor gibi. Gözlerini kaybetmiş olmasına rağmen üretmeye, düşünmeye ve sorgulamaya devam eden bir zihnin ürünleri bunlar. Bu yüzden metinlerde sadece bilgi değil, acı, özlem, memleket sevgisi ve derin bir sorgulama hissi var. Onun dünyasıyla karşı karşıya geliyorsunuz; Doğu ve Batı arasında gidip gelen bir zihin, sürekli kendini ve bizi sorgulayan bir bakış açısı. “Kırk Ambar” ne demek? İlk başta bu soruyu kendime sordum. Ambar demek, biriktirilmiş şeylerin saklandığı yer demek. Kırk demek, çokluğu ve çeşitliliği anlatıyor. Yani bu kitap tek bir fikirle veya tek bir konu ile sınırlı değil. İçinde çok katmanlı bir birikim var. Ama bu birikim rastgele değil; düzenli bir şekilde seçilmiş,
1000 Kitap
Kırk Ambar 1: Rümuz-ül EdebCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 2006727 okunma