10/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
‎Ayrılık Yürüyüşü ‎ ‎”Ayrılık Yürüyüşü” Yazar Tunay Özer’in Çıra Edebiyat etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu deneme-anlatı türündeki eseridir. Ekim 2025 tarihinde çıkan kitap, yüz altmış sayfa hacmindedir ve yirmi yedi deneme yazısından müteşekkildir. Dört bölüm de tasniflenmiş yazıların bölüm başlıkları; “Sırtımdaki Zaman, Büyü Bitmez, Küçük Resme Bakmak, Ağacın Ölümü” şeklindedir. Kitap ismi olan “Ayrılık Yürüyüşü” kitapta yer alan aynı isimli bir deneme yazısından gelmektedir. ‎ ‎Yazarın anlatımları çocukluğundan, mazi anlatımlarından günümüze değin uzunca bir yolculuğu ihtiva etmektedir. Çocukluğun, insanın ana vatanı olduğunu gerçeğinin ne kadar çok önemli olduğunu biliriz. Yazar da anlatımlarına bu dönemlerden başlar. Yazarın hayatı, Ağrı Patnos’ta başlar ve İstanbul’a kadar uzanan bir salınım gösterir. Yazar, kitabını bir nevi anı yazısı ve hikâye tarzı şeklinde kurgulamıştır. Bu anlatımları, sahici bakış açılarıyla çevrelenmiş bir hayat bütünü olarak tanımlayabiliriz. Yani deneme yazısı formatına uygun, birinci tekil şahıs anlatımlarıyla öyküleştirilmiş bir dille kaleme alınmış denemeler diyebiliriz. Anlatım yazarın hayattan, anılarından ve çevreden alımladıklarıyla temellük etmektedir. Başka bir ifadeyle anlatımlar gerçekçidir. Kurgusal ve kuramsallıktan öte daha çok ampirik bir duygudaşlık üzre yol almaktadır. Dikkatimi celp eden bir durum da, anlatımlarda benzer kelime tekrarlarına bolca yer verilmesidir. Mesela bir çiçek ismi verildiğinde diğer birçok çiçek isimleriyle birlikte konu ele alınır. Ayrıca yazarın bazı yazılarını şiirleriyle de desteklediğini görmekteyiz. ‎ ‎Çocuklukla beraber anne, baba, kadın, eş, aile, öğrencilik, eğitim, virüs dönemi, hayat, ölüm, zaman, küçük enstantaneler, rutinler, dergi, şiir, yazım konusu gibi birçok konuya
Ayrılık YürüyüşüTunay Özer · Çıra Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 00:00
Latin Amerika edebiyatının “görünmezi görünür” kılan, bu yüzden de “görünmez olması istenen” bir ismi ile selamlıyorum sizi. Kendi iradesiyle kendi idaresine son veren modern anlatının öncülerinden biri olan Quiroga insanın doğayla, ölümle ve kendi bilinmezlikleriyle mücadelesini öykülerinin merkezine yerleştirmiş. Doğayı sadece pastoral bir fon olarak değil insanın yazgısına yön veren bir güç olarak kullanmış. Eserlerinde Edgar Alan Poe’nun ayak izlerine bastığını düşündüren ögeler var ise de “hakikat ile gerilim arasındaki o eşsiz denge” öyle net ki… Yazara karşı çıkan, onun sesini bastırmaya çalışan ve üstelik bunu kimi zaman zorbalıkla alenen kimi zaman da nezaket soslu kinaye ile süsleyen seslerden birinin “Üstat Borges” olduğunu öğrendiğimde epey şaşırdım. Sanırım onun “görünür bilgeliğine” olan sarsılmaz inancımdan ötürü… ( Öykülerin gerçek sahibinin Kipling olduğunu ileri sürerek onu bir tür “Uruguay hurafesi” olarak nitelendirmiş) Ama şaşırdım mı? Hayır! İnsan doğası … Beşer, şaşar! İlerleyen yıllarda Borges ve Arlt’ın iyice belirginleştireceği öykü geleneğinin öncülerinden biri olmuş. “Modernizmin kozmopolit dekanlığından uzaklaşarak yalın ve keskin bir anlatımı tercih eden Quiroga Latin Amerika edebiyatında medeniyet ile barbarlık arasındaki temel karşılığı berrak bir biçimde görünür kıldı.” Arka kapakta yer bulan kendisi ve yazdıkları hakkındaki bu paragraf, öykülerini okuduktan daha da anlam kazandı. Doğanın insana karşı sessiz direnişini ve insanın bilinmez doğasını bir kez daha anlamak/ anlamlandırmak adına. Kıtada “kısa anlatının teknik sorunlarını ciddiyetle ele alan ilk yazarlardan biri olarak” Martín Fierro grubunun yönelttiği tüm suçlamalara ve Borges’ın manipülasyonlarına rağmen kendinden ödün vermeden doğru bildiğini
Güneşli UygarlıklarHoracio Quiroga · Paris Yayınları · 20256 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eh işte
5/10
·352 syf.··
2026 2. kitabı
1950'li yılların İngiltere'sinde geçen romanda Flavia, babasının bir cinayetle suçlanması üzerine kendi kimya laboratuvarını ve kıvrak zekasını kullanarak olayı çözmeye çalışır. Kitabın konusunın anlaşıldığı üzere ilgi çekici olmak noktasında kusuru yok, ancak özellikle bir “polisiye-dedektiflik” türündeki romanlardan beklenen sürükleyicilik ve merak unsuru konusunda tartışmalara açık olduğu kanaatindeyim. Kahramanımız dedektif ruhlu olduğunu hissettiriyor, ancak olay kurgusu yazarımızın kaleminin hünerini sergileyeceği nokta olması gerekirken tabiri caizse tatsız kalmış. Ancak güncel modern romanların ortak kaderi şu ki; klasik Agatha Christie, Arthur Conan Doyle, Edgar Allan Poe ve Stephen King gibi yazarların her zaman gölgesi altında kalacaklardır.
Turtanın En Tatlı YeriAlan Bradley · Pegasus Yayınları · 2016275 okunma
7/10
·238 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 15:51
Edgar Alan Poe, her zamanki gibi öyküleri ile her sayfada insanı bambaşka hayatların içine çekiyor. Hikayeler çok kısa olmasına rağmen sayfada birkaç satır ilerledikten sonra sanki bir romanın tam ortasındaymış gibi hissediyor insan. Sanki günlerdir okuduğu kalın bir kitabın tam yarsındaymış gibi... O karakterlerin hayatlarına çocukluğundan yetişkinliğine kadar şahit olmuş gibi... Ve yaklaşık her 10 sayfada; bizi bambaşka dünyalara , bambaşka hayatlara götürmesi kitabı inanılmaz derecede akıcı yapıyor bence. Az ve öz yazının tanımı bence kesinlikle bu öyküler. İnsan "Bu öyküler kısaymış ya hemen 5-10 dakikada bitiririm."" gibi düşünüyor ama her öykü adeta üzerine düşülmesi gereken bir felsefi metin niteliğinde. Kitabın sayfalarını çevirmeye başladığınız an evrenler arasında geçiş yapabileceğiniz bir tünele girdiğinizin farkında olun.
Bütün Hikayeleri 4Edgar Allan Poe · İthaki Yayınları · 200117 okunma
Kitap Nasıl Okunur?
Puan vermedi·128 syf.··
2026 7. kitabı
​Kitabı Okumak mı, Kitabı Bilmek mi? ​Bir kitabı okumak, yalnızca kağıt üzerindeki harfleri takip etmektir; oysa bir kitabı anlamak, o kitabın neden yazıldığını kavramaktır. Ancak bir kitabı gerçekten "bilmek" istiyorsak, sadece satır aralarını okumak yetmez; yazarın içinde bulunduğu toplumu, dönemin ruhunu ve bu koşulların insan psikolojisi üzerindeki etkilerini de çözümlememiz gerekir. Kitap okumak bir hobi olabilir, fakat bir kitabı tüm boyutlarıyla bilmek bir sanattır. Ve her sanatta olduğu gibi, bu sanatın da kendine has teknikleri vardır. ​1. Dönemsel Bağlam ve Toplumsal Algı ​Kitaplar sadece yazarın edebi yeteneğini yansıtmaz; aynı zamanda onun siyasi görüşünü, dünyaya bakış açısını ve o anki psikolojik durumunu da ele verir. Örneğin: ​Victor Hugo, Sefiller’de eski ve yeni rejim arasındaki o sancılı kavgayı resmeder. ​Alexandre Dumas, Üç Silahşörler’de eski rejimin doğruluğuna olan inancını hissettirir. ​Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı kitabında Haussmann Operasyonu’nun (Paris'in kentsel dönüşümü) Fransız insanını nasıl kökten değiştirdiğini gözler önüne serir. ​Aslında bir tarihçi, Paris tarihini araştırırken sadece resmi belgelere değil, Baudelaire gibi bir şairin metinlerine de bakmalıdır. Çünkü değişen şehirle birlikte yıkılan eski binalar, insanın anılarını da beraberinde götürmüştür. Şairin o dar sokaklarda kendi düşünceleriyle baş başa kalabildiği dönemden, devasa yolların içinde kendini küçük ve önemsiz hissettiği yeni şehre geçişi, kitabındaki melankolinin ve hayatın anlamsızlığına dair düşüncelerinin asıl kaynağıdır. Kısacası, kurgu sanılan bir eser, aslında o dönemin psikososyolojik bir belgesidir. ​2. Kolektif Hafıza ve Yazarların Soy Ağacı ​"Her kitap başka bir yazarı yaratır." Bu söz, edebiyat tarihinde bir yazarın kimden, neden ve nasıl
Edebiyat
Paris SıkıntısıCharles Baudelaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,801 okunma
2/10
·119 syf.··
2025 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 22:39
1843 yılında yazılmış bu hikâye, yayımlandığı dönem için şifre çözme ayrıntılarıyla dikkat çekmiş; hatta ödül almış. Ancak günümüz okuru açısından bakıldığında, beni etkileyen ya da düşündüren bir yönü olduğunu söyleyemem. Özellikle eserin ikinci kısmında yer alan “Julius Rodman’ın Günlüğü” bölümü, okuma sürecim boyunca metni neden okuduğumu sorgulamama yol açtı. Baştan sona, bana yeni bir bakış açısı kazandırmayan, duygusal ya da düşünsel bir etki yaratmayan bir eser olarak kaldı.
Altın BöcekEdgar Allan Poe · Olympia Yayınları · 20201,172 okunma