Başlıktan da anladığınız gibi; büyük bir erkek zaferi ve kadın mağlubiyeti! Erkekler mutlu, kadınlar öfkeli... İşte iki cinsiyet sosyal medyada tekrardan vahşice kavga ederken, ıskalanan devasa bir gerçek var: Asıl suçlu ne nafakayı suistimal eden kadınlar ne de o "mağdur" erkekler. Asıl suçlu, sistemin ta kendisidir. Size yardım eli uzatıyor gibi görünenler, aslında sizi o yardıma muhtaç bırakanlardır. Gerçek, gölgelerin arasında gizlenirken; kitleler sosyal medyada bir "feminist cadı avının" peşine düştü. Lakin...
Lakin asıl dikkat edilmesi gereken konu, evliliğe giden süreçte devletin kapladığı o devasa yerdir. Evlilik cüzdanları, harç bedelleri, vergiler ve zorunlu yasal bildirimler... Devlet, iki insanın hayatını birleştirme sürecinde hem maddi hem de zamansal olarak sizden ciddi bir kazanç sağlar. Devletin resmi izni dahi olmadan evlilik yasal olarak kabul edilmiyorken; yani evlenene kadar ki süreçte devlet her daim ensemizdeyken, boşanma anı geldiğinde o devasa aygıt bir anda ortadan kayboluyor! Tüm sorumluluk erkeğin omzuna yığılırken, tüm ceza ve güvensizlik ise kadına yükleniyor.
Oysa devletin varlığını sağlayan—ister askeri güç, ister ekonomik refah, isterse bilimsel çalışmalar olsun—yegane bir unsur vardır: Nüfus ve o nüfusun kalitesi. İşte bu nüfusu ve toplumsal sürekliliği sağlayan birey, devlet için son derece mühim olmak zorundadır. Devlet, vatandaşına kaliteli eğitim, iş imkanı ve mutlak güvenlik tesis etmekle yükümlüyken; boşanan kadına bunları sağlamakta aciz kalması ile onu nafakaya muhtaç bırakıyor. Eğer bir sistem, boşanan kadına güvenceli bir iş imkanı, faizsiz girişim kredisi ve çocuk parası gibi hem maddi hem de psikolojik destek mekanizmaları sağlayabilseydi; birçok kadın nafakayı umursamadan kendi kaderini yazacak gücü ve cesareti kendinde