koray yücel

koray yücel
@rpekoray
Sosyal bilimlere meraklı olmakla birlikte bileşik sosyal bilimler fikrini savunan birisiyim
Sahaf
çanakkale on sekiz mart üniversitesi tarih bölümü
eskişehir
eskişehir
47 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
Kitap Nasıl Okunur?
Puan vermedi·128 syf.··
2026 7. kitabı
​Kitabı Okumak mı, Kitabı Bilmek mi? ​Bir kitabı okumak, yalnızca kağıt üzerindeki harfleri takip etmektir; oysa bir kitabı anlamak, o kitabın neden yazıldığını kavramaktır. Ancak bir kitabı gerçekten "bilmek" istiyorsak, sadece satır aralarını okumak yetmez; yazarın içinde bulunduğu toplumu, dönemin ruhunu ve bu koşulların insan psikolojisi üzerindeki etkilerini de çözümlememiz gerekir. Kitap okumak bir hobi olabilir, fakat bir kitabı tüm boyutlarıyla bilmek bir sanattır. Ve her sanatta olduğu gibi, bu sanatın da kendine has teknikleri vardır. ​1. Dönemsel Bağlam ve Toplumsal Algı ​Kitaplar sadece yazarın edebi yeteneğini yansıtmaz; aynı zamanda onun siyasi görüşünü, dünyaya bakış açısını ve o anki psikolojik durumunu da ele verir. Örneğin: ​Victor Hugo, Sefiller’de eski ve yeni rejim arasındaki o sancılı kavgayı resmeder. ​Alexandre Dumas, Üç Silahşörler’de eski rejimin doğruluğuna olan inancını hissettirir. ​Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı kitabında Haussmann Operasyonu’nun (Paris'in kentsel dönüşümü) Fransız insanını nasıl kökten değiştirdiğini gözler önüne serir. ​Aslında bir tarihçi, Paris tarihini araştırırken sadece resmi belgelere değil, Baudelaire gibi bir şairin metinlerine de bakmalıdır. Çünkü değişen şehirle birlikte yıkılan eski binalar, insanın anılarını da beraberinde götürmüştür. Şairin o dar sokaklarda kendi düşünceleriyle baş başa kalabildiği dönemden, devasa yolların içinde kendini küçük ve önemsiz hissettiği yeni şehre geçişi, kitabındaki melankolinin ve hayatın anlamsızlığına dair düşüncelerinin asıl kaynağıdır. Kısacası, kurgu sanılan bir eser, aslında o dönemin psikososyolojik bir belgesidir. ​2. Kolektif Hafıza ve Yazarların Soy Ağacı ​"Her kitap başka bir yazarı yaratır." Bu söz, edebiyat tarihinde bir yazarın kimden, neden ve nasıl
Edebiyat
Paris SıkıntısıCharles Baudelaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,791 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Walt Whitman ve Şiir
Puan vermedi·224 syf.··
2022 148. kitabı
Bu inceleme benim için bir ilk çünkü daha önceki incelemelerim bir kitap üzerinden düşüncelerimi yazmaktan ibaret. Bu kez entel bir adam gibi pek bilinmeyen ama büyük bir isim Walt Whitman'ın kalemini ve edebi yönünü inceleyeceğim. Walt Whitman serbest ölçüyü ilk kullanan şairlerden birisidir, eğer Amerikan Edebiyatını bilmek istiyorsanız bu şair sizin için ana kaynak görevi görür. Her şeyden önce amerikan kimliğini oluşturan yani demokrat, eşitlikçi, her alanda özgür ve bireyselliği ön plana koyan bir toplum olduğuna inanmış ve şiirlerinde tema olarak kullanmış. Yaşadığı zor çocukluk dönemleri, kölelik ve iç savaş ise bahsettiğimiz amerikan kimliği oluşmasında ön ayak olmuş olabilir ama düşüncelerimi bir kenara bırakmak gerekirse ortada bir gerçek var, modern Amerikan Edebiyatını başlatan Walt Whitman'ın kendisiydi çünkü Walt öncesi Amerika şiiri, İngiliz özentiliğinden ileri geçemezdi. Ayrıca şu konuya değinmek isterim: şiir konuları, walt şiirlerinde özgür, eşitlikçi, bireyselciliği konu edinmiştir ama bir şey daha var o da cinsellik normalde cinsellik dediğimizde (şiirlerde) aklımıza bir erkeğin imkansız aşkından dolayı kadının bedenini şehvetle anlatması gelir yani iri memeler, dolgun kalçalar, ince bel… Şuan bunu okuyan erkekler beni çok daha iyi anladığına eminim, ama Walt Whitman bu satırları okusaydı, büyük bir linç yerdim, çünkü kendisi cinselliği bir cinsiyete indirgemeyi doğru bulmazdı, o her alanda eşitlikçi ve özgür bir şairdi yani dolgun kalçanın yanında sıkı bir erkek kalçası iri göğüslerin yanında geniş omuzları da anlatırdı hatta boşalmayı bile edebi bir dille yazmıştır. Walt Whitman, bazı şiirleri sadece erkeklerin cinselliği hakkında yazması, onun eşcinsel olduğuna dair şüpheleri üzerine çekmiştir. Bazı şiir eleştirmenleri ve edebiyat uzmanları
Şiir
Çimen Yaprakları – IIWalt Whitman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020121 okunma
Devrim ve Evren
Puan vermedi
Devrimler tarih boyunca insanlık tarihine etkileri olmuş ve tarihi kökünden değiştirmiştir. Bu kitapta da hayvanların devrimi ve sonrası anlatmıştır. Yazar Sovyet Rusya'yı bir nevi taşlama örneği sunmuş desek bile devrimin nedenini ve devrim zamanını kısa tutmuş ama devrim sonrasını uzun uzun anlatmıştır. 'Devrim devam ettiği sürece gerçekleşmiş olur.' Sözünü, bu yazının ana fikri olması için önemlidir. Çünkü dünya tarihinde ki devrimleri incelediğimde, devrimler gerçekleşse bile, bir süre sonra tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmıştır. Bu istisnasız bir kural olmuştur desek yanlış sayılmaz. Peki neden sonu geleceği halde insanlar bir düzene, yeni bir düzen getirmek için kan dökme gereği duydular? Bu konu ile uzun bir müddet uğraştım ama ana temelini veya bir ortak nedeni bulmak için büyük resme bakmayı unutmuştum, evrenin kendisine. Evren nasıl oluştu? Bigbang yani büyük patlama ile oluştu, neden buna ihtiyaç vardı sorusuna ise cevap olarak, Entropi karşımıza çıkar. Aklınıza Bigbang öncesi hiçlikti diye düşünürseniz, o hiçlik bile aslında bir düzendir. Entropi bir düzene (düzensizliğe) düzensizlik ile düzen (yeni düzensizlik) getirme ilkesidir anlayacağımız şekilde konuşursam evren içinde bulunduğu her şey bir kaos ile oluştu. Anlayacağınız yıldızların oluşumu, dünyanın oluşumu, insanların oluşumu kısaca her şeyin var olması ve yok olması entropi ile sağlandı, sağlanıyor ve sağlanacaktır, örnek vermek gerekirse; Luca, tek hücreli canlıdır hatta dünya üzerinde ki ilk canlıdır, yani atamızdır ama bu hücre bugün ki insanları oluşturmak için bazı inorganikleri yemeleri lazımdı. Atamız İnorganiklerin kurduğu düzene kendi düzenini getirmek için düzensizlikle düzen getirmeye çalıştı, bu size bir şeyi anımsattı mı? Devrimleri. Çünkü devrimlerde kurulu bir düzene (devlet)
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Theseus Yayınevi · 2021296,3bin okunma
Özgürlüğün bedeli
Puan vermedi·140 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
Kitap kısaca egoizm, rasyonel egoizm ve özgürlük çemberinde sıkışmış bir bireyin düşüncelerinde ki kendini haklı veya haksız düşürmek için çabaladığını görürüz. kahramanımız anti-kahramandır yani sevilmeyen kişidir. Öncelikle kitabı anlamak için bu üç kelime üzerine durmak lazım. Egoizm Egoizm kısaca yardım etmenin bencillik olduğunu ve bunu kişini kendini tatmin etmekten başka hiçbir şey olmadığını ayrıca sadece kendi çıkarlarına göre hareket edilmesini doğru bulur. Örneğin birisi size kahve ısmarladığı zaman siz mutlu olun değil de sizinle kafede vakit geçirmek için bunu yapıyordur. Çünkü siz bir şey almazsanız ya kafede oturamazsınız ya da alan kişi size almamışsa sizi dışlanmış hisseder, beyin sağlıklı ilişki kurulmasını engellendiğini düşünür ve kendisinin vicdanını rahatlatmak veya sırf iyi birisi olduğunu kendine kanıtlamak için bunu yapar, ya da sizi seven birisi ile ayrıldığınızda aslında onu değil de sadece sevgisini sevdiğiniz için birlikte olmuş ve bundan sıkıldığınız için ayrılırsınız. Aslında o kişiyi değil onun sevgisini sevmiş oluruz bu da ilgi ve sevgi açlığımızı dindirmek için beraber olduğumuzu gösterir yani yine kendi çıkarlarımız ile hareket ederiz bunu siz fark etmediyseniz bile bilinçaltımızın işleyişini bu şekildir. Rasyonel Egoizm Egoizm tamamen kişiseldir ama rasyonel egoizm sosyal bir düzeyde işler yani sizin çıkarlarınızı düşünmeniz doğrudur ama bu çıkarları duygu katarsanız bazen kendimize zarar vermiş olabiliriz. Bu yüzden zararı en az seviyede yaşamak için başkası sizin yerinize çıkarlar hazırlar ama bu duygudan yoksun akıldan ağır basan bir felsefedir. Sizin ne zaman uyumanız gerek, ne zaman yatmanız, ne zaman yemek yemeniz gibi kararları başkaları alır kısacası bilinç altınız hapishaneye çevrilir aslında bu yanlış değildir, nedeni
Özgürlük ve Tutsaklık
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
Yalandan doğrular
Puan vermedi·74 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
Samsa'nın böceğe dönüştüğü bir romandan basit bir olayı anlatmakla kalmaz toplumun tabularını bize gizlice anlatır. Eğer Samsa gibi dünyada ki herkes böcek olup, sadece Samsa insan olsaydı ne olurdu? Yine aynı sonuç olurdu yani baş karakterimiz dışlanmaktan, hor görünmekten kurtulamazdı. Peki bu bize ne çağrıştırdı? Güzellik göreceli bir kavram olduğu gibi doğru, yanlış, zevkler hatta ahlak bile toplumdan topluma veya insandan insana farklılık gösteriyor. Özellikle doğrunun değişkenlik göstermesi. Bilimde doğru tektir ama hayatta ki doğrular tek midir? Örneğin eş durumu, hepimiz tek eşliliği savunuruz. Kurt bakışlımızı kimseye yâr etmeyiz ama bu sizce doğru olduğu için mi? Hayır tarih öncesi çağlarda çok eşlilik olduğu hatta bazı bilim insanları bile insanın çok eşli olduğunu düşünüyor. Peki insan çok eşli ise neden şu an tek eşli oldu? Cevap bariz bir şekilde Ahlak ve kültürden dolayı. Şöyle düşünün Arabistan'da doğsaydık çok eşliliği normal karşılardık ama Türk dünyasında olduğumuz için tek eşliliği doğru buluyoruz. Bazılarınız oradaki kadınlarda da tek eşli olmak istiyor diyebilirsiniz ama onlar sosyal medya sayesinde dışarıdan gördüklerini düşünüp bu kararı alıyorlar yani dışardan bir haber alma imkânları olmasaydı tek eşliliği düşünürler miydi? Kısacası ne kadar okursak okuyalım, ne kadar öğrenirsek öğrenelim, aslında doğduğumuz yere göre şekilleniyoruz. Toplum tarafından kabul görünmeyen şeyler bazı toplumlarda kabul görüyorsa hangisine inanmamız gerekiyor?...
Coğrafya Kaderdir
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma