edip ce

Cam
Cama yazarım şiirlerimi Yağmur yağar üstüne Rüzgar siler birazını Birazını bakışlar Kimi tersten okur kimi düzden Üstüne alınır kimi Oysa ben sadece Cama yazarım şiirlerimi.
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
hayatlar
Yaşamak için iş ya da iş için yaşamak, hangisini seçiyoruz? Seçme şansızım kaldı mı? İş hayali kuran milyonlarca insan, işten nefret eden milyarlarca insan. İş gerekli aş için, aş gerekli iş için. Bu öyle bir hal almaya başladı ki, iş ve yaşam bir oldu. Ya da şöyle söylemeliyiz, hayatlar işe göre ayarlandı. Sadece iş içinde, iş yerinde yaşar olduk. Eve gidişler neredeyse bir zorunluluk. Hani iş yerinde dinlenme ve uyuma imkanı verilse sadece hafta sonu eve gitmeyi tercih edecek insanlar. İş çıkışı oturup sohbet edecek, bir şeyler yiyecek, insan olmanın gereği olan sosyalleşme etkinliklerine katılacak vakti de gücü de parası da yok. Yarın daha çok çalışabilmesi için bir an önce ve gidip iş için dinlenmeli. Akşam erken yatmalı, çünkü yarın iş var. Aile kavramı artık ev arkadaşına evrildi. İş arkadaşlarımız ve ev arkadaşlarımız. Sadece hafta sonu aile olma şansı var, o da mesai, ek iş, proje vs. yoksa. İş arkadaşlarımız bizi ev arkadaşlarımızdan daha iyi tanır oldu. İşe gidene kadar, işten çıkana kadar karşılaştığımız, gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz her şeyi onlarla paylaşıyoruz. eve vardığımızda, anlatacaklarımızı anlatmış, konuşa bileceğimiz her şeyi konuşmuş ve artık pili bitmek üzere olan cep telefonumuzu fişe takarken, kendimizi de tasarruf moduna çekmiş durumdayız. Mecbur olmadıkça konuşmayan, hareket gerektiren her şeyden kaçınan, mümkünde uyuşmak için tv karşısında Show hapı yutan birer ucubeye dönüştük.
İlişkiler
Yarına Ulaşmak
İzliyorum, dinliyorum ve hissediyorum, yarına ulaşmaktan daha ciddi bir amacımız yok. Büyüklerin, küçüklerin, zenginlerin, fakirlerin, eğitimli ve cahillerin hiç farkı yok. Amaçsızca yaşıyoruz. Yarından daha uzağa ancak maddi amaçlar ulaşabiliyor. Faizdeki parasının vadesi dolsun diye bekleyen zenginler, çektiği kredinin son taksiti bitince, yeniden kredi çekme hayali kuran fakirler, ne fark var ki aralarında. Köyde yaşayan çiftçiler, şehirde yaşayan işçiler, bankada çalışan memur, okuldaki öğrenci hepsi aynı şeyi bekliyor; akşam olsun ve yarına ulaşmak için uyusun. Sonunda ölüm olduğunu bildiğimiz kısacık(!) bir hayatı, böylesine geçiştirmek ancak ahmaklık olur. Sanırım koca bir ahmaklar topluluğunu oluşturuyoruz.
Edebiyat
Ben Bir Tutsağım
Kuşkusuz hepimiz tutsağız. Ellerimiz bağlı, gözlerimiz kapalı, kulaklarımız tıkalı, dillerimiz lal, kalplerimiz kara, aklımız prangalı. Elimizden alınmış hepsi.. Kara kalplerle doğmadık hiçbirimiz. Onlar kararttı bizim gonca gönüllerimizi. Kararınca kalpler, diller paslandı, kulaklar tıkandı. Kör değildik hiç birimiz, onlar bağladı gözlerimizi. Gözler kapanınca başladı tutsaklığımız. Prangaya vuruldu aklımız. Tutsak olunca akıl, nasıl özgür kalabilir diğer uzuvlarımız. Her yanımız kuşatılmış, gözümüz, gönlümüz açlığa mahkum edilmiş. Ölmese bari.
Edebiyat
Ölmek , yaşamak, ölümsüzlük, dün, bugün , yarın, kader, değişmezlik
Bu hayatta kendi irademle yaptım diyebileceğim tek şey var. Bunun dışında ne yaparsam yapayım, sadece seçeneklerden biri olduğu için, sunulmuş olduğu için seçtiğimi düşünürüm. Hayatımda aldığım en ciddi kararlar bunların başında gelir. Mesleğim, işim, eşim, çocuğum, anam, babam, memleketim, inancım, inançsızlığım, zevklerim, fobilerim… Hepsi bana sunulmuşlardır. Benim bu hayatta, böyle olmasını istediğim için böyle oldu diyebileceğim tek şey var. Onun ne olduğunu sözle değil eylemle yaparsam ancak anlam kazanır. Anlam kazanırmış, anlam kazanmak nedir ki, yazdıklarını birileri okuyacak zannediyorsun, ya da okursa mantıksız gelmesin diye kıvranıyorsun. Senin ne düşündüğün, nasıl düşündüğün, düşündüklerinin ne kadar anlamlı olduğu kimin için önemli ki! Sen neden bunun önemli olmasını arzuluyorsun? Her şeye bir anlam kazandırmak zorunda hissediyorsun kendini. Yaptığın her işin bir anlamı mı olmalı? Kime göre? Sana göre mi, anlamlı gelmesini isteğin kişilere göre mi? Sen değil misin insanların yaptığı her şeyde bir anlamsızlık bulan. İnsanlar, yaptıkları kendilerine anlamsız gelseydi yapar mıydı? Demek ki senin anlamlarınla diğerlerinin anlamları arasında bir fark var. Demek ki sen anlam kazandırmaya çalıştığın eylemler ve söylemlerle kendince anlam arıyorsun. Yoksa sana anlamlı gelen şeyler başkaları için zaten anlamsız senin gözünde. Sen ve diğerleri, diğerleri ve diğerleri, diğerleri ve senin gibiler. Sizin gibiler ve onlar gibiler. Ne kadar çok sınıfa ayırıyorsun, sanki o kadar bol çeşit varmış gibi. Hepiniz aynısınız. İnsanlar işte, sadece insanlar. Kadın, erkek bile değil, büyük, küçük bile, güzel, çirkin, iyi, kötü, çalışkan, tembel de değil, sadece insanlar. Hepiniz aynı bokun farklı renklerisiniz. Kiminiz kendini ya da kendine yakın olanları iyi, diğerlerini kötü
İlişkiler