Dostoyevski'nin 150 yıl önce yazdığı şu nefis roman, insan ruhunun karanlık dehlizlerine, sorgulamalarına, tereddütlerine kusursuz bir ışık tutuyor hâlen. 10 yılda bir okunması gereken kitaplardan biri "Suç ve Ceza". Yordam'ın Hasan Ali Ediz çevirisi de çok iyi
Merhabalar değerli kitapseverler,
Bugün sizlere Ediz Altun’un kaleminden çıkan Denizin Bittiği Yer adlı kitabı tanıtmak istiyorum.
Deniz’in babası evi terk edip annesi de vefat edince kardeşi Derya ile birlikte yaşamaya devam ediyor. Birçok farklı meslekte çalışan Deniz, en sonunda motokurye olarak çalışırken yemek teslimatı için gittiği bir evde üniversite öğrencisi Melis’e âşık oluyor. Deniz, Melis’in evine sık sık yemek götürürken onun erkek arkadaşıyla karşılaştığı bir dönemde, kısa süre sonra Melis’in bu ilişkisinin bittiğini öğreniyor. Deniz Melis’in kalbini kazanmak için onun gideceği konser alanına gidiyor ve konserde Melis’e isminin Murat olduğunu, veterinerlik okuduğunu söyleyerek yalanlar söylüyor. Konserde başlayan kısa sohbetler, çok geçmeden Melis ve Deniz arasında bir flört sürecine dönüşüyor. Sonrası mı? Kitapta gizli.
Peki Melis ve Deniz arasında neler yaşanacak? Nasıl bir son olacak?
Deniz’in Melis’e söylediği yalanlar ortaya çıkacak mı?
Bu soruların cevapları kitabın içinde saklı. Kardeşlik bağı, içsel hesaplaşmalar, psikoloji ve çocukluk travmaları gibi pek çok derin tema bu kitapta ustalıkla ele alınmış. Oldukça etkileyici bir eserdi.
Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Merhaba Sevgili Okur
Kitap, yıllar önce kısa bir yaz mevsiminde yaşanmış Burak ile Pauline adında bir kadının karşılaşmanın insanın içinde nasıl derin izler bırakabileceğini anlatıyor. Felsefe akademisyeni Burak, hayatında Buket ile her şey yolunda görünse de geçmişin bir köşesinde saklı kalan bir hatıranın peşinden gitmekten kendini alamıyor. Tesadüfen aldığı bir haber onu arkadaşı Ediz ile Avrupa'nın farklı şehirlerine uzanan sıra dışı bir yolculuğa çıkarırken, Pauline'i arayışı zamanla bir insanı bulma çabasından çok daha fazlasına dönüşüyor.
Floransa'dan Prag'a, Berlin'den Madrid'e uzanan bu serüvende Burak; aşkı, özlemi, kaçırılmış ihtimalleri ve yıllardır taşıdığı duyguları yeniden sorguluyor. Geçmişle bugün arasında gidip gelen hikâye, okuru da "İnsan gerçekten kimi arar?" sorusuyla baş başa bırakıyor.
Aşk, aidiyet, hatıralar ve kendini keşfetme temalarını merkeze alan bu kitap, insanı kalbin en derin sorularıyla yüzleştiriyor. Bazen yıllar sonra çıktığımız yolculukların amacı bir başkasını bulmak değil, kendimize ulaşmaktır.
Siz de insanın kendi iç yolculuğunun izini süren, duygusu yoğun bir okuma arayışındaysanız mutlaka şans vermelisiniz.
✿Hep kitapla kalın
kesinlikle okunmaya değer bir Türk klasiği. o kadar etkilendim ki daha kitabı bitirmeden türkan şoray ve ediz hun'un oynadığı yapımı izledim. insanların karakterleri neyse o şekilde hareket etmeleri ve öyle tanınmaları beni çok etkiliyor o yüzden rabia'yı okumak beni mest etti. türk edebiyatıyla pek aram yoktur ama böylesine muhteşem kitaplara denk gelince de çok mutlu oluyorum.
keyifli okumalar
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201322,9bin okunma
Eser, sizi rüyaların gizemli koridorlarına davet eden bir "hoş geldin" mektubu gibi ilerlerken bir an da koridorlarda bizzat yürümenizi sağlayan bir şifa haritası. Rüya Şifacısı Lame, bu kitapta sadece masalsı bir karakter değil, aynı zamanda sizin en sadık rehberiniz olan iç sesinizle buluşmanız için kozmik plandan uzatılmış bir el olarak karşımıza çıkıyor. Eğer bu satırlar elinizdeyse, rüya sizi seçmiş demektir ve artık pasif bir rüya görücü değil, kendi hayatının simyasını rüyalarla dönüştüren aktif bir "rüya kâşifi" olma vaktiniz gelmiştir.
Eser ilerledikçe, Mehtap'ın kendi öz benliğine açılan kadim kapısından geçişine, Zeydan'ın geçmişin çürümüş iskelelerini geride bırakarak öz potansiyeline yürüyüşüne ve Ediz Gül’ün ayrılık sancısını bir özgürleşme simyasına dönüştürmesine tanıklık ediyoruz. Her bir rüya, numerolojik açılımlar, numerolojik enerji kapıları (2, 22 veya 7 gibi) ve sembolik anlamlarla ilmek ilmek işlenmiş. Kitap, okuyucuyu sadece bir hikâye anlatıcılığıyla baş başa bırakmıyor, her bölümün sonunda sunduğu “Şifa Ritüelleri” ve “Lame’nin Hediyesi bölümleriyle, rüyanın enerjisini fiziksel dünyada nasıl mühürleyeceğinizi samimi ve pratik bir dille öğretiyor.
Son olarak, Hafize’nin rüyasıyla bireysel şifadan kolektif uyanışın o görkemli alanına geçiyoruz; turkuaz kuşun bilgeliği ve etten duvarın güveniyle "ilelebet payidar" olmanın huzurunu hissediyoruz. Kitap, Zehra’nın kolundaki dövmenin (başkasının yükünün) bir niyetle silinmesi gibi, sizin de ruhunuza kazınmış ama size ait olmayan ne varsa onları sevgiyle bırakmanıza rehberlik ediyor. Bu eser, bir son değil, kolektif hafızada ışık bırakmaya niyetli, zamansız bir zamanın fısıltısıyla başlayan ve her okuyucunun kendi ışığında yeniden doğacağı bir serinin ilk nefesi.