Emre

Benim bildiğim, nesnelerin insana dokunmaması gerekir. Çünkü canlı değillerdir. Aralarında yaşar, onları kullanır, sonra yerlerine koruz. Onlar sadece yararlıdırlar. Oysa bana dokunuyorlar. Çekilmez bir durum bu. Onlarla bağlantı kurmak korkutuyor beni. Sanki hepsi birer canlı hayvan.
Alıntı
Reklam
Bu sevinçli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu adamlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar. Bakışı içe dönük, balık gözlü, kimsenin kendisiyle uyuşamadığı adamlardan biri aralarına karışmayagörsün, suratları hemen değişir.
Edebiyat
Bayılıyorum şu delikanlılara: Hem kahvelerini içiyor hem de apaçık, inandırıcı hikâyeler anlatıyorlar. Dün neler yaptıklarını sorsanız, hiç şaşırmadan iki sözcükle anlatıverirler. Bana sorulsa apışıp kalırdım. Vaktimi nasıl geçirdiğim, uzun zamandan beri kimsenin umurunda değil. İnsan yalnız yaşayınca bir şey anlatmanın bile ne olduğunu unutuyor; dostlarla birlikte, inanılabilir şeyler de ortadan kayboluyor.
Edebiyat
Ah, yüce sanat! Bir daireyi ölçmeyi biliyorsun, herhangi bir şekli karelere ayırmayı biliyorsun, yıldızların arasındaki mesafeyi söyleyebiliyorsun, ölçüp biçemediğin hiçbir şey yok. Sanatçıysan, insan ruhunu ölç! İnsanın nice büyük, nice küçük, aşağı olduğunu söyle! Doğru çizgi nedir biliyorsun ama hayatta doğru olan nedir bilmiyorsan bunun ne yararı olur sana?
Sayfa 330
Duygu ve Düşünce
Tiz seslerle pes sesler nasıl uyușur? Ayrı ayrı ses veren teller nasıl ahenk kurar, bunları öğretiyorsun bana. Ama asıl ruhum kendisiyle nasıl ahenk içinde olur, düşüncelerim nasıl çelişkili olmaz, bunları öğret bana! Acıklı makamlar hangileridir, bunları öğretiyorsun ama asıl, felaket içinde acıklı sesler çıkarmamayı öğret bana!
Sayfa 329
Alıntı
Reklam