Kirpiklerin hançer can alır gözün
Yüreğime koydun ateşin közün
Daha görmedim hiç kimsenin yüzün
Getirdin beni de ele sevdiğim
Kaşların hilâldir gözlerin ala
Bülbül figan etti şol gonca güle
Bilmem n'ettim beni getirdin ele
Güldürdün bak beni bile sevdiğim
Güzellikte kemalini bulmuşsun
Uğrun uğrun dosta selâm vermişsin
Binbir çiçekten rengini almışsın
Döndürmüşsün rengin güle sevdiğim
Zülfün teline asılam dâr deyi
Gonca güle el uzadam hâr deyi
Koynunda bir çift tomurcuk var deyi
Kondurdun bülbülü güle sevdiğim
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu yüksekliklerde hangi yüreklerin yanyana, karşılıklı duracakları, birbirlerine uzaklıklarının nasıl saptanacağı çok önemli. Çünkü kimi zaman en yakındaki tam karşıdaki değil de en uzaktaki bir saydam korunak içindeki yürek bize göre en dinlenebilir, anlaşılabilir olup çıkıyor.
"...Evet: 'İnsanların çoğu öğreninceye değin yüzmek istemezler.' Hoş değil mi? Yüzmek istemezler tabii! Onlar toprak için doğmuşlardır, su için değil. Ve tabii düşünmek de istemezler, öyle ya, onlar yaşamak için yaratılmışlardır, düşünmek için değil! Evet, düşünen, düşünmeyi asıl sorun tanıyan kimse gerçi bu konuda ilerleyebilir, fakat toprağı suyla değiştirmiştir artık, ve bir gün suda boğulacaktır."