Gerek fikriyat ve gerekse fiiliyat itibariyle başını örten kızın topluma milli mukavemet nişanesi kazandırma değerini yüklenmiş bir Türk diyalektiği var. Şimdilerde mukavemetimize medar olan nişane tanınmaz haldedir. Çünkü bu paha biçilmez nişane ülkemizde siyasal İslâm eliyle önce Yeni Dünya Düzeni ve hemen akabinde küreselleşme yavesine kurban edildi.
Geçen zaman içinde bize bahşedilen istiklâlin kıymetini bilmedik. Bir asır boyunca nankörlüğümüzün cezasını çektik, hâlâ aynı cezayı çekiyoruz. Biz Türk milleti Sakarya zaferinden sonra idare şekli olarak Meşruti Monarşi yerine Cumhuriyet ilân edilmiş olmasını Muhammet ümmetinin ikinci hicreti bilecek şuurun uzağında bir yerde soluklanmada teselli aradık.
Türk dünyasında devletin millete, milletin devlete husumet duyduğu tamamen uydurmadır. Önce devletin Türk devleti, milletin Türk milleti olup olmadığına bakalım. O zaman sözü edilen zıtlığın ne büyük maval olduğu görülecektir. Türk dünyasında ne devletle milletin, ne de milletle devletin mübarezesi gerçekliğe yakışır.
Kısa bir müddet veya daha kısa bir müddet yakınımda duranlar benim açık sandığım yoldaki yoldaşlarım değillermiş. Onlar benim bir belâyı savuşturmakla meşgul olduğumun farkına varmayarak, kendileri gibi bir dünyalık hevesiyle iştigal ettiğim fikrine saplanmışlar.