"Ben bir milyon tane fotoğraf makinesiyim, uyurken bile klik, klik çekerim, her saniye bir şeyler büyüyor ve değişiyor. Kocaman, müthiş bir düzenin içinde küçücük küstah flaş patlamalarıyız."
"Öğrendiğim şu, hayatta her şeyi tüketen, ruhu öldüren, sahip olduklarının kıymetini unutmana sebep olan tek bir şey vardır, o da alışmak. İşte bu sebeple, nankörler her güzelliğe kolay alışır ve de bu alışkanlığın perdesi altında evveliyatlarındaki bütün diğer günleri unuturlar. Gençlikmiş, sıhhatmiş, servetmiş hepsi iki günde hükümsüz kalır. Bir de çilekeşler var, onlar da ızdıraba kolay alışır. Onlar için de işkenceymiş, ölümmüş, kölelikmiş, hiçbirinin hükmü yoktur. Velhâsılıkelam, iyiye de kötüye de fazla alışma evladım. Alışırsan, güzel olanın kıymetini bilmez, kötü olandan da rahatsız olmazsın. Kıymetsiz bulduğun yahut rahatsız olmadığın şeyler için de asla ve kat'a mücadele etmezsin. Kuruyup gidersin bir köşede, hiç yaşamadan ölürsün. Sen sen ol, mücadele etmekten vazgeçmiş o mezar-ı müteharriklerden biri olma evladım."
hayatımda okuduğum açık ara en kötü kitap. "şehir" ve "şiir" kelimeleri olmasa mine söğüt hanım ne yapardı çok merak ediyorum, herhalde 30 sayfa yazı ya çıkar ya çıkmazdı. sözüm ona ters köşe sonu da rezaletti, bence en hafif tabiriyle okuyana hakaret bu kitap.