Lanny alışılmadık tarzından dolayı her okuyucuya hitap etmeyebilir. Ama ben onu koşarak kucakladım.
Şiirsel düzyazı ile, büyümenin sırrına eriyoruz.
Duyulmayanı duyan kulakları, görünmeyeni gören gözleri, bilinmeyeni bilen aklıyla tuhaf ağaç-çocuk….
Lanny çocukların gizemli dünyasını, topluluğun görünmeyen bağlarını, ve doğanın içindeki karanlık sırları keşfe çıkaran, büyülü gerçeklik ile harmanlanan bir kitap…
Masal kitaplarından çıkmış gibi bir çocuk Lanny…Ormanın ve doğanın sesine kulak veriyor.
Lanny’in ebeveynleri ise kendi kusurları ve korkularıyla boğuşuyor kitap boyunca.
Anne yanım seni çok sevdi Lanny…Kocaman kucakladı…
Bir anne der ki:” lütfen bu sarılmalardan sıkılacak kadar büyüme, benim küçük jeotermal kuzum.”
LannyMax Porter
Hepimiz Lanny’ciyiz :)
Kitap; İngiltere kırsalında geçen bir hikâyeyi, yine İngiltere kırsalı mitleriyle, çocuğun masumiyetini ve toplumun karanlık taraflarını irdelemiş.
Edebiyatta farklı olan az sevilir, ama görüyorum ki Lanny okurun büyük sevgisini kazanmış. Sevmeyenlerle tartışabilirim bile; Lanny’i bizim hissediyorum, öteki olan bizim.
İnsanın kendini doğadan ayıran yanını ortadan kaldırıp bütünlüğümüzü hissettiriyor. Bugün bir insan, yarın bir kirpi, öbür gün bir ağaç olacağız. Geçmişin mekâna ve zamana sızan parçacıklarıyla bütünüz, onlarla varız.
Gerçek hisleri dile getirmenin, düşündüğünü söylemenin, yaratıcılığın, çok sesliliğin yasaklandığı, cezalandırıldığı bir zamanda; bitki perileriyle, korkutulduğu mitlerle sarmalanmış bir çocuğun kırılgan öyküsü.
Özellikle ikinci kısımda muhteşem mesajlar ve gerçekliklere dikkat çekiyor yazar: “Hepimiz trajedi turistiyiz.” Dramın sürmesine müptela olduğumuza, karanlık yanımızın çözüm değil süreç istediğine ayna tutuyor. Bu tanımlama uzun süre aklımdan çıkmayacak.
İnsan gerçek hislerini söylese ne olurdu sorusundan, hayatta kalmak için unutmamız gerekir söylemine giden; fantastik, tedirgin edici, dolu dolu bir kitap.
Kolay okunması,insanı yormaması sonlara doğru meraklndırması güzeldi fakat ben yine de babanın ölmesi gerektiğini düşünüyorum,Pete ye de sübyancı yazmanız hiç hoş değildi.Teşekkürler...
İngiliz yazar Max Porter ile tanışma metnim Lanny. Yazar bol ödüllü, sesini dünya çapında duyurmuş ve eserleri pek çok dile çevrilmiş önemli bir kalem. Alışılmışın dışında tarzı ile oldukça dikkat çekici.
Hikayemiz, bir İngiliz taşrasında sakin bir hayat süren Lanny, ailesi ve arkadaşları çevresinde dönmekte. Bir de en az bu karakterler kadar önemli olan biri daha var: Köyün efsanevi ruhu Dişotu. Kimilerinin gerçekten inandığı, kimilerininse çocukluğunda kalmış kadim ruh.
Gerçeklikle hayal dünyası aradındaki o incecik çizgide ilerleyen bir kurgu. Çağrışımların temel alındığı şiirsel bir anlatı. Oldukça farklı ve deneysel bir metin. Kitap, alışılmış kurgu yapılarından sıyrılmayı seven okurlar için güzel bir keşif olacaktır. Ancak daha derli toplu metinler okumayı seven okurlar için yorucu ya da fazla belirsiz gelebilir. Benim okuma tecrübemde ise, genelin aksine, ortalama bulduğum bir metin oldu.
Kitapta çok farklı teknikler kullanılmış. Ara ara Ölü Baba Dişotu karakteri devreye giriyor, bu bir İrlanda efsanesiymiş, köyde dolaşan bir ruhun duyduğu bölük pörçük cümleler yazılmış sayfalarca. Buraları bir yerden sonra okuyamadım bile, atladım. Kitabın kalanında ise Lanny’nin annesi, babası, arkadaşı ünlü ve yaşlı ressam Pete ve başka köy sakinleri ağzından Lanny’nin hikayesi anlatılıyor. Lanny kaybolana kadar olaylar aşırı tek düze, kaybolduktan sonrası biraz daha akıcıydı. Açıkçası sonuna kadar çok az sevdiğim bir kitap olmuştu ama son kısımların duygusallığı ile biraz daha ısındım kitaba. Yine de çok bayıldığım bir okuma olmadı, yazarın çok benlik olmadığına karar verdim.
Max Porter’ın Lanny adlı romanı, modern edebiyatın en özgün ve etkileyici metinlerinden biri olarak öne çıkıyor. Porter, hem eski büyülü masalları hem de çağdaş İngiliz toplumunun sorunlarını bir
Vay be ne okudum dedirten çok güzel bir kitap,aile,çocukluk,kayboluş ve kaybetmenin acısı ...
"İfade edilemeyen bir özlem,beyinden veya karından gelen gündelik emirlerin yanına sıkışan bitmek bilmez bir bilgi açlığı."bu cümle kaybetmenin bir nevi anlamı gibi,acılar içinde kıvransan hayatın devam etmesi ....
Lanny ve ailesi Londra dan ufak bir köye yerleşmiş ama Lanny herkesin gözünde biraz farklı bir çocuk belki biraz hayalperest.Annesi cinayet romanları yazan ünlü bir kadın ,babası işadamı.Anne çocuğun gelişimi için Pete adında bir ressamı yanına ders almaya gönderir.
Ama bir gün Lanny ortadan kaybolur....