Güneşin ışıkları, çiçek desenli perdelerden süzülüp yüzünü okşadı. Beraberinde huzuru ve sanki merhametini de getirmişti. Lakin merhamet, önüne çıkan her şeyi yutan hiçliğin ortasında anlamsız bir mefhumdu.
Kenan, hayvanlara şöyle bir baktı. Hayvancıklar, onları güdenlerden daha bir sevimli göründü gözüne. Bunları güdenler, birbirlerini de gütmüyorlar mıydı? Bu zavallıcıkların ise kimseyi kullanmak gibi bir derdi yoktu çünkü. İnsanlar, pisliklerine bile böylesine muhtaçken, gururlanmak akıllarının ucuna bile gelmezdi. O kadar naiftiler.
Gıptayla baktı ardından; ne kadar da şanslıydı. Yeryüzünün tüm sıkıntılarını, küçücük kanatlarıyla savurup gitmişti hayvancağız; kendisi, sıkışmışlığıyla kalmıştı.